Nazım Mutlu: Sorun Kreşler mi, Sıbyan Mektepleri mi?

Kategori : Güncel

Ekonomide, sağlıkta, eğitimde, hukukta, etikte, trafikte, matematikte… yaşamın tüm alanlarında tıkanan, ideolojik konumundan ötürü tıkanıklığı giderecek güçten ve beceriden yoksun iktidar, gelinen aşamada başka türlü olmayacağını anlayınca bugüne dek zaman zaman ve belli alanlarda başvurduğu belden alta vurma politikasını genişletti. Yazın bitişiyle birlikte örneğin tezgâhlarda kilosu 90 liradan başlayan domatese, 100 liradan başlayan salatalığa, 120 liradan başlayan balkabağına gücü yetmeyince para pul işlerine bakan nâzırına “En kötünün üçünden biri gitti, sıkın dişinizi!” dedirtiyor. 8 yaşındaki Narin’in katilini dört aydır bul(a)mayınca adalete nâzır elemanına her gün “bağımsız yargı” fıkraları anlattırıyor. Sokaklar bir yana, sağlık kuruluşlarında örgütlenmiş çetelerce para için öldürülen bebeklerin hesabını ancak sekiz yıl sonra bir gazetecinin açığa çıkarmasıyla sormaya başladıklarını gözden kaçırıp kutlama bekleyen sıhhatimizden sorumlu nâzırını da kendi televizyon kanallarında dolaştırarak aklama telaşında. Yalnızca geçen ay (ekim) evlerinde, cadde ve sokak ortalarında katillerince artık iyice yaygınlaşan cezasızlıktan cesaretle adeta teatral gösteriye dönüştürülerek öldürülen 48 kadın konusunda tek sözcük söyleyemeyen dâhiliye nâzırının bütçe görüşmelerine giriş görüntüleri, tıkanıklık konusunda yeterli ipuçlarıyla dolu.

Yeni Başrol Oyuncusu: Yusuf Tekin

Normal ülke koşullarında başında bulunduğu eğitimin bilimsel niteliğini yükselteyim diye çaba harcaması gerekirken tam tersini yapmak için gece gündüz çabalayan, bunun için de ikide bir ders izlencelerine yeni hurafeler ekleyen, kendisinin se-te-ka dediği ve çok sevdiği tarikat-cemaat uzantılarına -okullarda rahat rahat at oynatsınlar diye- kamu kaynaklarını sebil eden “maarif modeli” mucidi nâzır ise bu rol paylaşımında başrol oyunculuğuna soyunmuş görünüyor. Göründüğü kadarıyla da özellikle “sıhhat”, “adalet” ve “dahiliye” nâzırlarını bastırıp ustasının gözüne daha çok girme çabasında.

Oysa 17 Ağustos 2018’de profesör olduktan sonra ilgili yasadaki “üç yıllık profesör olma” koşuluna karşın kendisi için kaleme alınan 48 saatlik “adrese teslim” saray kararnamesiyle “prof”luğunun üstünden 1 ay bile geçmeden (15 Eylül 2018’de) Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ne rektör yapılan, rektör olduktan sonra da söz konusu rektörlük kararnamesi alelacele yürürlükten kaldırılan, gerek müsteşarlığı gerekse bakanlığı süresince “mülakat” adıyla sürdürülen adam kayırmacılıkla yüz binlerce genç öğretmen adayının hakkına girmekte bir sakınca görmeyen Yusuf Tekin, bir gün karma eğitime, bir gün tek partili yıllarda camilerin ahır yapıldığı yalanına, bir gün laikliğe, bir gün muhalif partili belediyelerin kreşlerine dalıp dalıp çıkıyor! Böylece artık ulusal gereksinmelerle ve evrensel değerlerle kayda değer bağı kalmamış iktidarı ve bakanlığıyla eğitimimizin içler acısı durumunu düşünmek yerine iktidarın her sıkışıklıkta başvurduğu o yapay gündemli ortada top çevirme oyununa katılmamız bekleniyor, ülkece!

Bu oyunun türevlerinden birine göre “kızlarla erkeklerin okulları ayrılırsa başarı artar”mış! Aynı oyunun bir başka türevi olup bütün karşıdevrim ç’algıcılarının 75 yıldır kullanmaktan bıkmadıkları “ce-ha-pe camileri ahır yaptı!” yalanına sarılmakta bir beis görmedi. Bizdeki laikliğin evrensel olmadığı teranesi de aynı oyunun başka bayat malzemelerinden! Yusuf Tekin, görev bölgesinden yükselen çürüme kokusunu bastırmak için can havliyle bunu da kullandı. Belediye kreşleri için yazdığı genelge konusunda ise silah ters tepince “Ben öyle demediydim, şöyle dediydim, siz daha okuduğunuzu anlamaktan acizsiniz!” gibi ucuz numaralara başvurmaktan da geri durmadı; 23 yıldır başında bulundukları okulları bitiren milyonlarca diplomalının “okuduğunu anlama” konusundaki oransal durumunu unutarak…

Kreşler mi, Sıbyan Mektepleri mi?

İktidara muhalif belediyelerin kreşlerini “anaokullarıcılık yaptıkları” gerekçesiyle kaynağında boğmak için kolları sıvayan iktidarın en hızlı siyasal İslamcısı olan 9. maarif nâzırı, yasalara uygun açılıp işleyen, dar gelirli aile çocuklarının gittiği kreşler konusunda bir kaşık suda fırtına koparırken arkasına dönüp tarikat-cemaat şebekelerinin hiçbir yasal dayanağı olmadan kurup alenen işlettikleri (kayıtlı olmadıkları için kesin sayıları bilenmeyen, ama binleri bulduğu tahmin edilen) sıbyan mekteplerine bakmış mıdır acaba?

Tam anlamıyla öyle: Hiçbir yasal dayanağı olmadan açılan, hatta büyük kentlerde kimileri tabelalarıyla yıllardır herkesin gözü önünde işletilen, hiçbir denetimden geçmeyen, içeride 3-6 yaş arası çocuklara ne anlatılıp ne yapıldığı bilinmeyen “sıbyan mektepleri” ya da “mekteb-i sıbyan”lar, hem okulöncesi hem ilkokul çocuklarının 21. yüzyılda sokulduğu köstebek yuvaları gibi çalışmaktadır.

Kaynaklar, bu yapıların İmparatorluk dönemlerinde bağlı bulundukları vakıfların belirlediği kurallara göre işlediğini gösteriyor. 23. yılını sürdüren iktidarın eğitim politikasının gerçek gündemi “Yeni Osmanlıcılık” oyunu çevresinde biçimlenmiştir ve sıbyan mektepleri de bu amacın bir parçasıdır. Bu sözde eğitim kurumları tıpkı kendi dönemlerindeki gibi bugün de başına buyruk işleyişlerini sürdürmektedir. Oysa Yusuf Tekin’in hedef tahtası yaptığı belediye kreşleri kamunun gözü önündedir ve istendiği zaman denetlenmektedir. Ama amaç üzüm yemek değil de bağcı dövmek olunca başka bir ilkenin, ölçünün olması gerekmiyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun temel eğitimi için nitelikçe oldukça yetersiz kaldıkları ortadayken hem bu sözde “mektep”lerle hem de Diyanet İşleri Başkanlığı ve dinci tarikat-cemaatler aracılığıyla düzenlenen kurslar yoluyla 21. yüzyıl koşullarına uygun insan yetiştirmeye çalışmak, elbette bir karşıdevrim çalışmasıdır ve Yusuf Tekin aklıyla yapılmak istenen de budur.

Öyleyse nâzır Tekin’in asıl yanıtlaması gereken soru şudur: Belediye kreşleri sayıları, eğitmenleri, uygulamaları, mevcutları ve uygulamalarıyla ortadadır. Siz, aynı şeyi sıbyan mektepleri için de söyleyebilir misiniz?

Tıpkı yıllardır yine hiçbir yasal dayanağı olmadan açılıp işletilen, ne gibi ders izlencelerine bağlı oldukları bilinmeyen, denetimsiz, başlarındaki şeyhlerin icazeti ve iradeleriyle işleyen binlerce medrese gibi.

Kreşler bağlamında açılan yoldan giderek Tekin’in sevgili “se-te-ka”larının öbür yasadışı uzantıları olan medreseleri de gelecek yazıda gündeme getirelim.

Paylaş:

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi yazın.
You need to agree with the terms to proceed

Çocuk Haklarının 100. Yılında Erken Çocukluk Eğitimine Erişimin Değerlendirilmesi
Aladağ Hala Yanıyor! 25 Kasım-1 Aralık 2024