NadiaTamez-Robledo: Dünya Çapında 44 Milyon Öğretmen Açığı Var

Kategori : Eğitim Dünyası

Çeviri: Zeynep Türksoy İlhan

Uzmanlara göre, eğitimcileri elde tutmak ve yeni öğretmenler çekmek söz konusu olduğunda sorun sadece maaş değil.

Bu yaz Şili’de UNESCO Öğretmenler Dünya Zirvesi için bir araya gelen eğitimciler, dünyanın pek çok yerini etkileyen bir soruna çözüm aramak için toplandı: Öğretmen açığı. Uzmanlar, okullar hem yeni öğretmenleri çekemez hem de mevcut olanları meslekte tutamazsa bu açığın daha da büyüyeceğini öngörüyor.

UNESCO ve Uluslararası Öğretmenler Eğitim Görev Gücü 2030’un zirve sonrası yayımladığı rapora göre, dünya genelinde K–12 eğitimi iki yönlü bir açmazla karşı karşıya: 2030 yılına kadar 44 milyon öğretmen açığı ve öğretmenleri yetiştirmek ya da meslekte tutmak için yetersiz finansman. Önümüzdeki beş yıl içinde ilkokul ve ortaokula başlayacak öğrenci sayısının artmasıyla birlikte, ülkeler ya yeterli sayıda öğretmene sahip olamama ya da nitelikli öğretmen bulamama riskiyle karşı karşıya.

Raporun bulguları, ABD’de bazı eyaletler ve yerel eğitim yönetimlerinin bir süredir mücadele ettiği tabloyu da yansıtıyor. Araştırmalar, öğretmenlerin benzer eğitim ve uzmanlık düzeyine sahip diğer meslek gruplarına kıyasla daha düşük iyi oluş düzeyine sahip olduklarını ve maaşlarından daha az memnun olduklarını defalarca ortaya çıkarmış durumda.

Rakamlarla Durum

Rapora göre, dünya genelinde öğretmen açığının en büyük nedenlerinden biri, K–12 öğrenci sayısının bazı bölgelerde artmaya devam etmesine rağmen öğretmen yetiştirme ve mevcut öğretmenleri meslekte tutma konusunda yetersiz yatırım yapılması. En büyük finansman ihtiyacının ise Güney Asya ve Sahra Altı Afrika’da olması bekleniyor; bu bölgelerin 2030 yılına kadar okullarda ihtiyaç duyulan yeni öğretmen sayısını finanse edebilmesi için sırasıyla 25 milyar ve 35 milyar dolar gerekecek.

Aynı dönemde Avrupa ve Kuzey Amerika’da öğretmen yatırımları için öngörülen finansman ihtiyacı yaklaşık 5,4 milyar dolar olarak tahmin ediliyor.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı Amina Mohammed, öğretmenler zirvesinde katılımcılara şöyle seslendi:

“Çok sayıda genç öğretmen, düşük maaş, ağır iş yükü, sınırlı mesleki gelişim imkânları, teknolojik eğitim eksikliği ve pek çok yerde öğretmenin değerinin göz ardı edilmesi nedeniyle ilk yıllarında mesleği bırakıyor. Değerlerinin fark edilmemesi, öğretmenlerin motivasyonlarını kaybetmelerine ve etkisizleşmelerine yol açıyor. Sonuçta biz öğretmenlerden imkânsızı istiyoruz: Geleceği inşa etmelerini bekliyoruz, ancak onlara gereken araçları, güveni ve çalışma koşullarını sağlamıyoruz.”

Rapora göre, eğitim harcamaları üzerinde en büyük kısıtlayıcı etken, dünya genelinde hükümetlerin borçla mücadele ederken eğitim ve diğer kamu hizmetleri bütçelerini kısmış olmasıdır. Bu arada, yeni öğretmen arzı, emekli olan öğretmenlerin yerini doldurmaya yetmiyor. Düşük gelirli ülkelerde ise, ailelerin devlet okullarına yaptıkları katkılar, eğitim finansmanında daha büyük bir paya sahip olup, ebeveynler için mali bir yük oluşturuyor.

UNESCO raporunun küresel öğretmen arzını artırmaya yönelik önerileri, eğitim bütçelerine yasal koruma getirilmesi, öğretmenlik mesleğinin profesyonelleştirilmesi ve iş yükü ile maaş konusunda öğretmenler arasında eşitliğin sağlanmasıdır.

Örneğin, Güney Kore, öğretmenleri kırsal bölgelere çekmek için daha yüksek maaş ve daha hafif iş yükü sunmayı denedi. Peru ve Gambiya da düşük gelirli bölgelerde görev yapan öğretmenlere daha yüksek maaşlar uygulamaya koydu.

İyi Oluşun Önemi

RAND Araştırma Kurumu’nun — ABD merkezli, kâr amacı gütmeyen bir araştırma kuruluşu — K-12 öğretmenlerinin çalışma koşullarına ilişkin bulgularına göre, raporda ortaya konan sorunlar, ABD’de yerel eğitim yönetimlerinin kendi öğretmen topluluklarını ayakta tutmaya çalışırken karşılaştıkları zorluklarla büyük ölçüde örtüşüyor.

RAND’da eğitim politikası araştırmacısı olan Elizabeth Steiner, verilerin ABD’deki öğretmen açığını tek bir nedene bağlamanın mümkün olmadığını gösterdiğini söylüyor — bir yerde işe yarayan bir çözümün başka bir bağlamda işe yaramayabileceğini vurguluyor.

“Öğretmen açığı çok katmanlı bir mesele,” diye açıklıyor Steiner. “Özel eğitim öğretmenlerindeki açık, ortaokul matematik öğretmenlerindeki durumdan tamamen farklı görünüyor. Kırsal bölgelerde yaşanan sıkıntılar, kentlerde karşılaşılanlarla aynı değil. Arkansas’taki tablo, politika ve koşullar bu kadar farklıyken, Güney Dakota, New York ya da Teksas’takinden çok başka olacaktır. Birçok açıdan son derece yerel bir sorun bu.”

Genel olarak maaş ve yan haklar büyük önem taşıyor. Öğretmenlerin mesleği bırakma niyetine ilişkin yakın tarihli RAND raporuna göre, öğretmenlerin yüzde 39’u düşük maaşların kendileri için bir stres kaynağı olduğunu, yüzde 63’ü ise tükenmiş hissettiklerini söylüyor.

Buna bir de çalışma koşulları ekleniyor: destekleyici yöneticiler, personel arasındaki mesleki dayanışma ve mesleki gelişim olanakları gibi. Öğretmenler, sözleşmelerinde belirtilen çalışma süresinin ortalama 10 saat üzerinde çalıştıklarını bildiriyor.

Öğrenci davranışlarını yönetmek, iş kaynaklı stresin en yaygın nedeni oldu. Öğretmenlerin yüzde 52’si bunun kendileri için önemli bir sorun olduğunu söylüyor.

Steiner şöyle diyor:

“Bazen medyada ya da politika alanında gördüğümüz şey, karar vericilerin tek bir çözümü denemesi oluyor. Şu anda öğretmen maaşlarını iyileştirmeye yönelik pek çok politika var ve bu harika, gerçekten gerekli. Ama tek başına yeterli değil. Yöneticilerin, bu tür düzenlemeleri yaparken aynı zamanda çalışma koşullarını iyileştirmeye de odaklanan bütüncül bir yaklaşım geliştirmesi gerekiyor.”

Araştırma ayrıca, öğretmenlerin benzer niteliklerdeki diğer meslek gruplarına göre sürekli olarak daha düşük bir iyi oluş düzeyi bildirdiğini ortaya koyuyor. Üstelik bu sorun, kadın öğretmenlerde çok daha belirgin.

Kadın öğretmenlerin yüzde 68’i, işle ilgili sık sık stres yaşadığını söylerken; bu oran erkek meslektaşlarında yüzde 46.

Steiner şunu belirtiyor:

“Genel olarak toplumda kadınlar, erkeklere kıyasla daha fazla stres yaşadıklarını, daha kaygılı ve daha tükenmiş hissettiklerini söylüyor; bu doğru. Ancak kadın öğretmenlerin oranları, benzer işlerde çalışan kadın yetişkinlere göre çok daha yüksek.”

Ayrıca öğretmenlerin yüzde 75’inin, ilkokul öğretmenlerinin ise yüzde 90’ının kadın olduğunu hatırlatan Steiner şöyle devam ediyor:

“Bu durum, öğretmenlik bağlamında ya da öğretmenlerin çalışma koşullarında, bu endişe verici düzeydeki iş kaynaklı stres ve tükenmişliği artıran özgün bir etken olduğunu düşündürüyor. Bunun neden böyle olabileceğine dair olası açıklamaları hâlâ araştırıyoruz.”

Çözüm Arayışları

Megan Boren, 2008 ekonomik krizinden (Büyük Durgunluk) önceki yıllardan itibaren öğretmen açığını ve okul bölgelerinin personel bulma mücadelelerini takip ediyor. Güney Bölgesel Eğitim Kurulu’nun (Southern Regional Education Board) kapsadığı 16 eyaletlik bölgede, Boren’in yürüttüğü öğretmen işgücü programına göre yaklaşık 250.000 ek öğretmene ihtiyaç var.

Bu durum, Boren’i UNESCO’nun belirttiği küresel ortalama öğretmen değişim oranı olan yüzde 9’a imrenir hâle getiriyor. Amerika’nın Güneyi’nde ise bu oran yaklaşık yüzde 20.

Kurul, Vanderbilt Üniversitesi ile iş birliği içinde yürüttüğü son eğitim işgücü araştırmasını, özellikle yeni öğretmenleri anlamaya odakladı — bu grup, mesleğe başladıktan sonraki ilk beş yıl içinde mesleği bırakma riski en yüksek olan öğretmenler.

Araştırmada, mesleğe geleneksel olmayan yollarla giren öğretmenlerin, dört yıllık lisans öğretmen hazırlık programlarını tamamlayan meslektaşlarına göre daha yüksek oranda mesleği bırakma eğiliminde olduğu bulundu. Boren, tüm alternatif programlar için geçerli olmasa da, araştırmacıların bu yollardan gelen öğretmenlerin, geleneksel eğitim alan meslektaşları kadar alan bilgisi ve pedagojik becerilerde yetkin olmadığını düşündüğünü belirtiyor; bu durum da öğretmen değişiminde yüksek risk oluşturan bir faktör haline geliyor.

Araştırmada ayrıca, ortaokul veya lise, yoksul ya da düşük başarı gösteren okullarda başlayan öğretmenlerin ya da 20’li yaşlarında mesleğe giren öğretmenlerin, 30’lu yaşlarında kariyer değişikliği yapanlara kıyasla beş yıl içinde mesleği bırakma olasılıklarının daha yüksek olduğu bulundu.

Boren şöyle diyor:

“Öğretmenler işlerinden memnun değillerse ve ayrılmayı düşünüyorlarsa, birkaç yıl içinde öğretmenlerin gerçekten mesleği bırakma olasılıklarının yüksek olduğunu görüyoruz.”

Boren, Texas Tech araştırmalarının, öğretmenlerin ne kadar iyi hazırlandığının K–12 öğrencilerinin yetişkinlikte kazanacakları gelir üzerinde doğrudan bir maddi etkisi olduğunu gösterdiğini söylüyor. Verilere göre, öğretmenlerin hazırlık düzeyi yüzde 10 daha yüksek olduğunda, öğrencilerin yaşam boyu kazançlarının ortalama 120.000 dolar daha fazla olması bekleniyor.

Boren şöyle diyor:

“Bu az bir miktar değil ve tabii ki burada bahsedilen ortalama bir değer. Düşünün ki, bir öğrencinin sürekli olarak iyi hazırlanmış ve desteklenen öğretmenler tarafından eğitim alabilme olasılığını yüzde 50 artırabilsek; ekonomiye ve bireysel ailelere ne kadar fayda sağlayabileceğini hayal edin.”

Kurul, yeni başlayan öğretmenleri destekleyen programların — örneğin mentorluk veya öğretmen yerleştirme programları — yeni öğretmenlerin başarılı olmalarına ve meslekte kalmalarına yardımcı olurken önemli bir yatırım getirisi sağladığını eyalet ve bölge liderlerine göstermeye çalışıyor.

Boren, Z Kuşağı öğretmenlerin geçmiş kuşaklara kıyasla işe başlamak için kendilerini daha az hazır hissettiklerini sürekli bildirdiğini ve bunun yasama organları ile eğitim liderleri için alarm zili çalması gerektiğini düşünüyor.

Boren şöyle diyor:

“Öğretmen hazırlığı, COVID döneminde biraz daha kötüleşmiş gibi görünüyor; çünkü okullarımız, öğrencilerimiz, teknoloji ve dünyamız son birkaç yılda çok hızlı değişti ve öğretmen hazırlık programları, son değişimlere tümüyle ayak uyduramadıkları konusunda farkındalık kazandı. Gördüğümüz diğer olumsuz eğilimler de, mesleğe girenlerin karşılaşacakları gerçeklere kendilerini daha az hazır hissettiklerini söyledikleri sürece düzelmeyecek.”

Bu yazı https://www. edsurge.com/news/2025-09-25-the-world-s-classrooms-are-short-44-million-teachers adresinde yer alan “The World’s Classrooms Are Short 44 Million Teachers” başlıklı makaleden özetlenerek çevrilmiştir.

Paylaş:
Etiketler : çalışma koşulları, dersler dergisi, Dünya çapında 44 milyon öğretmen açığı var, eğitim finansmanı, eğitim politikası, eğitim yatırımları, gen Z öğretmenler, k–12 eğitimi, kadın öğretmenler, Megan Boren, Nadia Tamez-Robledo, öğretmen açığı, öğretmen hazırlığı, öğretmen tükenmişliği, UNESCO, Zeynep Türksoy İlhan

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi yazın.
You need to agree with the terms to proceed

Mustafa Karaağaçlı: Yine Bir 24 Kasım’da; “Öğretmen Öznesi Sosyal Eşitsizliklerle Dolu
Dönüştürücü Bir Öğrenme Deneyimi Olarak Eğitimde Tiyatro (TİE) ve BigBrum Topluluğundan Bir Proje Örneği: “İyileşme Okulları Yaratmak”