Manevi Danışmanlık Nedir? Ne İşe Yarar?-2

Kategori : Eğitim Dünyası

Bir önceki yazımda (1) iktidarın ve Diyanet’in manevi danışmanlık ve rehberlik adı altında bir alanı icat ettiğini, Diyanet’in devlet kurumlarıyla yaptığı iş birliği protokolleri ile manevi danışmanlık üzerinden hitap ettiği kesimi genişlettiğini ve bu yolla yeni bir istihdam alanı oluşturduğunu, manevi danışmanlığın standartları belirlenmiş bir meslek alanı haline getirildiğini, sonuç olarak bu alanın AKP’nin ve Diyanet’in ideolojik aygıtı olarak iş gördüğünü yazmıştım. Bu yazımda, Diyanet’in çıkardığı Diyanet Aylık Dergi (Şubat 2019)’de yayınlanan yazılarda manevi danışmanlığın nasıl tanımlandığından ve gerekçelendirildiğinden bahsedeceğim.

Manevi danışmanlık 1950’lerden itibaren tartışılmış, Ceza infaz kurumlarında 1983’ten beri var olan cezaevi vaizliği sistemi fonksiyonel olarak manevi danışmanlık işlevi görmüş ve 2003’te Aile İrşat ve Reh¬berlik bürolarında fiili olarak hayata geçirilmiş, AFAD, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı (2015) ve Yeşilay ile imzalanan protokoller ve yapılan işbirliği ile manevi danışmanlığın kurumsal alanı genişletilmiştir. (2) Manevi danışmanlığın AKP öncesi dönemde temellerinin atıldığını fakat AKP döneminde “ılımlı” İslam politikaları doğrultusunda bu adla fiili olarak işlemeye başladığını ve yaygınlaştırıldığını görüyoruz. Manevi danışmanlığın bir ayağı, “İslam dininde zaten Peygamber’in hayatı manevi rehberlik örneğidir” diyerek İslam dinine/geleneğine bağlanmıştır, bir ayağı, “Hıristiyan Batı’da bu iş uzun zamandır yapılmaktadır” diyerek Batılı bir zemine dayandırılmış, bir ayağı da “Halkın %99’u Müslümandır” diyerek yerli bir kaynak olarak halkın Müslümanlığına bağlanmıştır. Bu durumda manevi danışmanlık doğal olarak İslam (Sünni) içerikli olmayacaktı da ne olacaktı!

Manevi Danışmanlığın Yerli, Dini ve Fıtri Gerekçelendirmesi

Diyanet’in çıkardığı Diyanet Aylık Dergi’nin manevi danışmanlık konusuna ayırdığı Şubat 2019 sayısındaki bütün yazılarda dış dünya veya modern dünya diye bahsettikleri dünyanın türlü kötülükleri karşısında toplumu korumak için manevi danışmanlığa ihtiyaç olduğu belirtilmiştir. Bu kötülükler, tüketim kültürü, haz ve hız, internet ve sosyal medya, deizm, ateizm, satanizm ve nihilizm gibi zararlı düşünce ve akımlar vb. şeklinde uzayıp giden klişeler listesidir. Bu zihniyetin bireyleri etkileyen toplumsal eşitsizliklere ve yapısal sorunlara yaklaşımı hep sorunun kaynaklarının üstünü örtmek, yan yollardan dolaşmak, damgalamak, suçlamak, günah keçisi yaratmak şeklinde olmuştur. Bu zihniyetin işleme şekline, bir cemaatin işlettiği, denetlenebilir olmaması için kayıtlı olmayan, sadece kalanların ve belki civar mahallelerin, ama kesinlikle yerel yöneticilerin bir cemaat yurdu olduğunu bildiği bir apartman dairesinde kendisi gibi üniversite öğrencileriyle kalırken, cemaatin uyguladığı dini ritüellere ve rutinlere isyan ederek intihar etmiş bir genç olan Enes Kara’nın arkasından söylenenleri örnek olarak vereyim.(3) Enes Kara’nın intiharından sonra Yeni Şafak ve Yeni Akit gazetelerinin yazarları iflah olmaz önyargılarını ve düşmanlıklarını yansıtan yazılar yazdılar. Bu yazarlar (4), Enes’in inanç sorgulamalarının lise yıllarında başladığını, “yozlaşmış” üniversite eğitimiyle de derinleştiğini, Enes’in ateist olduğunu ve ateizmin onu intihara sürüklediğini, ortaokuldan liseye ders kitaplarındaki materyalizmin gençleri dinden uzaklaştırdığını, Enes’in oyun müptelası olduğunu ve bütün bunların onu intihara götürdüğünü söylediler. Bu yazılarda yozlaşmış üniversite eğitimi, ateizm, materyalizm, oyun müptelalığı intiharın sebepleri olarak gösterilmiş, bunların tuzağına düşmüş olan gençler sapkın olarak etiketlenmiştir. Daha da önemlisi, deizmin, materyalizmin, ateizmin ve her türlü sapkınlığın sebebi Batı modernitesine bağlanmıştır. Aynı kavram repertuarıyla İstanbul Sözleşmesi’ne muhalefet ettiklerini hatırlayalım. Onlara göre İstanbul Sözleşmesi gibi uluslararası sözleşmeleri başımıza musallat eden Batı modernitesiydi. Batı uygarlığı bütün yapıları ve ilişki biçimleri ile dışlayıcı ve kötü, İslam uygarlığı ve toplumları ise kucaklayıcı ve iyidir(5). Onlara göre Enes intihara sürüklenmemiş, cemaatin “huzurlu ve güvenli” dünyasından çıkmanın zorunlu bedelini ödemiştir, çünkü dini hayat yaşamayı mümkün kılan tek yer olan “ev”in (cemaat-tarikatlar) dışı tehlikelidir. AKP yetkililerinin (6) , Enes’in buhran içinde olmasından, aile içindeki iletişimsizliğe varıncaya kadar psikolojisine vurgu yapan açıklamalarına, “dışarısı”nın tehlikeli doğasını sebep olarak gösteren karalayıcı mesajlar sinmişti. Aynı cemaatin üyesi olan babası da ev/içerisi ve dışarısı dikotomisi kurarak cemaatin güvenli ve güzel bir yer olduğunu söyledi ve Enes’in ateist arkadaşlarını ve telefon bağımlılığını intiharın sebebi olarak gösterdi(7).. Bu güruha göre Enes, ana babasının da mensup olduğu cemaatin sunduğu imkanlar (barınma, güvenlik, eğitim bursu) eliyle hayatın zorluklarına katlanıp, Allah’a ibadet ve kulluk edip cenneti kazanabilirdi (8).

Enes Kara’nın intiharının ardından sarf edilen sözlerden Enes’in yaşam hakkından ziyade, bir parçası olunan dini imajın ayakta tutulmaya çalışıldığını görüyoruz. Tehditkâr parmaklar sallanarak, dinin, dolayısıyla cemaatin güvenli ev’inden dışarı çıkarsanız tehlikeli bir dünyanın kucağına düşersiniz ve sonunuz buhran ve ölüm olur denilerek gençleri dine ve cemaat içinde olmaya zorlamanın gerekliliği ispat edilmeye çalışıldı (9).Cemaat içinde kendisinden beklenen tam itaate sahip olmayan kişi ev’in sınırlarının dışına çıkmış biri olarak görüldüğü için kayıp (Enes’in ölümü), cemaate halel getirmeden, mağdura dışarı’dan (ateist arkadaş çevresi, materyalist ders kitapları, internet oyunu, telefon) gelerek musallat olan habis ruha referans verilerek açıklanmıştır. Çünkü Enes ve diğer gençler, anne babalarının ve cemaatlerin arzuladığı şekilde dindar olamadıkları için onlarda narsisistik yaralar açıyorlar.

Buradan hareketle manevi danışmanlığı İslamcı zihniyette açılan narsisistik yaraları kapatmaya yönelik palyatif bir çözüm olarak görüyorum. Dünyayı doğru okuyamama, toplumun değişik kesimlerinin yaşadığı sorunları doğru tespit edip ona uygun kalıcı ve uzun erimli çözümler üretememe veya bilerek sorunları doğru okumama ve onlara yeni çözümler üretmeme olarak görüyorum. Gerçekliği kendilerine göre eğip bükme, manipüle etme davranışını Diyanet’in 2019 Aylık Dergi’sindeki bütün yazılarda apaçık görebiliriz. Örneğin bir yazıda (10), Nazi soykırımı sürecinde beş ayrı toplama kampı dolaşan ve buralardan sağ çıkan Avusturyalı, Yahudi nörolog ve psikiyatrist Viktor E. Frankl’ın kendi yaşamından yola çıkarak teorileştirdiği ve uyguladığı, insanın varoluşuna bir anlam bulmasını önceleyen “logoterapi” adlı yönteminden bahsedilmiş ve bu yöntem neredeyse dinsel bir yönteme indirgenip bir tür manevi danışmanlık hizmeti olarak gösterilmiştir. Halbuki Frankl’a (2024: 127-128) göre, “İnsan, kişisel hayatının anlamını gerçekleştirmekten sorumludur. Ama aynı zamanda, ister toplum, insanlık, insan ya da kendi vicdanı olsun, bir şeye karşı da sorumludur. Fakat kendi varoluşlarını yalnızca bir şeye karşı sorumlu olmak açısından değil, birine, Tanrı’ya karşı sorumlu olmak olarak yorumlayan çok sayıda insan var. Logoterapiye gelince, seküler bir teori ve tıbbi bir uygulama olarak, kendi sorumlu oluşunu nasıl anlayacağı kararını -ister dini inançlara istek agnostik görüşe göre- hastaya bırakarak, kendisini gerçekçi bir ifadeyle sınırlandırmalıdır.” Bu ifadeler Frankl’ın logoterapiyi seküler zeminde tanımladığını, anlamın kaynağını sadece din veya Tanrı olarak görmediğini apaçık ortaya koymuşken, dergideki yazıda Frankl’ın görüşü araçsallaştırılarak olması istenen manevi danışmanlık tanımına zemin oluşturmak amacıyla kullanılmıştır. Hatta başka bir yazıda (11), “insan fıtratında yer alan “hayatı anlamlandırma ve aşkın bir varlığa bağlanma ihtiyacı” yok sayılamaz.” denilerek maneviyat sadece İslam dinine indirgenmemiş üstüne bir de fıtrata bağlanarak determinist (zorunlu) hale getirilmiştir.

Yukarıda bahsettiğim, bilerek sorunları doğru okumama ve onlara yeni çözümler üretmeme davranışını yine Diyanet’in dergisindeki bir yazıdan örnek vererek ortaya koyayım:

“Hayatlarına Dokunduklarımız
“Soğuk bir kış günü il müftülüğünden içeriye ürkek ve çaresizlikleri yüzlerinden okunan genç bir çift girer. Sorunları olduğunu, biriyle paylaşmak istediklerini söylerler kapıdaki görevliye sessizce. İkinci kattaki Aile Bürosunda hoca hanımlarla görüşebileceklerini öğrenince merdivenleri çıkarken geri dönmek, duymak istediklerini duyamamak ya da ayıplanmak gibi çekincelerle beraber girerler odaya. Bir hanımefendi onları ayakta karşılar, birazdan yıkılacak bedenlerine bir yer gösterir koltukta. Beyefendi bir solukta anlatır; birkaç yıllık evli olduklarını, eşinin bu süre içerisinde antidepresan ilaçlar alırken hamile kaldığını, şimdi doktordan geldiklerini ve doğacak çocuklarının muhtemelen sakat olacağını, kürtajın uygun olabileceğini… Aslında kendisinin tereddüt etmediğini ama eşinin korku içerisinde yarınki randevuya gitmeden bir de buraya uğramak istediği için geldiklerini söyler. Genç kadın dudakları titreyerek “Anne olmak istiyorum.” diyebilir sadece. Hoca hanım bilgilerini, dinî rehberlik ve manevi danışmanlık ölçüleri içerisinde paylaşır misafirleriyle. Dünyaya gelmek hakkının artık o ceninde olduğunu ifade eder. Son cümle babaya yeter: “Evet, artık onun hayatı başlamış demek ki. Bize düşen sabırla yaşamak ve yaşatmak.” diyerek kürtaj kararından vazgeçilir. Günler günleri kovalar, müftülük her günkü temposunu yaşarken birinin kucağında bir bebek, diğerininse bir demet çiçek bir çift girer kapıdan. Bu sefer sormazlar nereye gideceklerini emin ve huzurlu adımlarla çıkarlar merdiveni. Hoca hanımın odasına girerler. Sevinçleri yüzlerinden o kadar yansır ki içeriye sadece onlar değil bir de huzur girer. Hanımefendi bebeği gösterir: “Size teşekkür etmeye geldik. Çünkü siz bize bir canın ne olduğunu öğrettiniz.” der.
Aslında bu olay bürolarımızdan birine ait bir resim karesidir, buna benzer pek çok hayata Allah ve Resulünün örnekliğiyle dokunulur.” (12)

Bu örnekte, anti depresan kullanan ve yeterince itikat sahibi olmayan kadın, itikadinden emin ve kadının adına konuşan erkek, bilimsel tavsiyelerde bulunan kötü doktor tiplemelerini görüyoruz. Kadının neden anti depresan kullandığı hiç sorgulanmıyor. Birkaç yıldır evli oldukları halde çocuğu olmadığı için depresyon yaşadığı veya evliliğinde yolunda gitmeyen başka şeyler için ilaç kullanıyordur. Her iki durum da vahim. Kendisine bir görev gibi atfedilen annelik rolünün kadında yarattığı baskıyı göz ardı edip cenin hakkını savunmanın iki yüzlülük olduğunu belirteyim. Menkıbe tadında bu hikâye, kadının kendi bedeni üzerinde söz ve karar sahibi olmasının ona mutsuzluk, depresyon getireceği, dinin ve dinin temsilcisi olan kocasının atfettiği görevleri içselleştirdiği takdirde mutlu olacağı düşüncesini dayatıyor.

Bize Her Yer Diyanet!

Diyanet Aylık Dergi’deki yazılar, din hizmetlerinin sadece mabed ile sınırlandırılmayıp manevi danışmanlık hizmeti adı altında toplumun geniş kesimlerine ulaşması, herkesin Müslüman olmasına, İslam dininin, hayatın doğal bir parçası olmasına ve aşkın bir varlığa (Allah’a) inanmanın insanın fıtratı gereği olmasına bağlanmıştır. Her insani etkinliğin ve her kurumun Diyanetleşmesi olarak ifade ettiğim bu hegemonik anlayışı şu cümlelerden izleyebiliriz:

“Bugün birçok Avrupa ülkesinde manevi danışmanlık ve rehberlik vatandaşlar açısından anayasal bir hak, devlet açısından bir yükümlülüktür. Anayasa gereği devlet, din hizmetlerine ve manevi danışmanlığa ulaşma imkânı olmayanların ayağına bu hizmetleri götürmek zorundadır. Ülkemizde manevi danışmanlık görevi 633 sayılı kanunla Diyanet İşleri Başkanlığına verilmiş ve Din Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.” (13)

“Başkanlık tarafından bugün benimsenen “din hizmetleri” tanımı, insanlığın yararına olan her türlü iş ve faaliyetin din ve maneviyat ile ilintili olduğunu ve din hizmeti kapsamına girdiğini söylemektedir. Dolayısıyla bireyin, toplumun ve insanlığın hayatını güzelleştirmeye, barışı beslemeye, sorunları çözmeye yönelik her türlü iyilik hareketi, din hizmeti olarak okunabilir. Bu bağlamda Başkanlığın kanuni görevi; “Öğrenci yurtları, eğitim kurumları, gençlik merkezleri ve kampları, ceza infaz kurumları, sağlık kuruluşları, sosyal hizmet kurumları ve benzeri yerlerde işbirliği esasına göre manevi danışmanlık ve din hizmeti sunmak, ayrıca göçmen, engelli, bağımlı gibi desteğe muhtaç kesimlere yönelik manevi danışmanlık hizmetleri yürütmek (2/7/2018-KHK/703/141 md.) 6) (Değişik: 2/7/2018-KHK/703/141 md.)” olarak tanımlanmaktadır. (14)

Hz. Peygamberin inşa edip muhkem hale getirdiği, sonrasında saygın, nitelikli, ilim ve irfan sahibi âlimlerin, hayatını dine ve dinî değerlere adamış seçkin şahsiyetlerin üstlendikleri gönül doktorluğu vazifesi, günümüzde Diyanet İşleri Başkanlığımızın güzide mensupları tarafından deruhte edilmektedir. Alanında uzman ve tecrübeli kadrolarıyla Başkanlığımız, bireysel ve toplumsal ölçekteki manevi kriz ve ihtiyaçlara, doğru metodolojiyi, sahih dinî bilgi ve tecrübeyi merkeze alarak rehberlik etmektedir. Bu manada hastane, ceza infaz kurumu, huzurevleri, öğrenci yurtları başta olmak üzere hayatın her alanında milletimize manevi bakım ve rehberlik alanında hizmet etmektedir. Bundan sonraki süreçte de Başkanlığımız, hayatın anlamını yitirdiğine ve değersizleştiğine inanan, yaşanan sorunlar karşısında çaresizlik hisseden, suçluluk duygusuyla boğuşan, hastalık, ihtiyarlık, engellilik, doğal felakete uğrama, yoksulluk içerisinde bulunma gibi sebeplerle manevi dünyalarında desteğe muhtaç olan hayatlara dokunmaya ve her daim onların yanında olmaya devam edecektir. (15)

Her ne kadar Manevi danışmanlığın bir önceki yazımda belirttiğim gibi üniversitelerin yüksek lisans programlarında disiplinlerarası bir program olduğu varsayılıp o yönde eğitim verilmesi savunulmasına rağmen, esasında Diyanet’e bağlı, din alanında eğitim görmüş personel tarafından bir din hizmeti olarak verilmesi gerektiği her defasında Diyanet Aylık Dergi’nin bahsettiğim sayısındaki yazılarda vurgulanmıştır. Bunun sonucu olarak 2022 yılı verilerine göre, Gençlik ve Spor Bakanlığı Yurtları, Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Merkezleri, Türkiye Diyanet Vakfı Yurtları, Diyanet Gençlik Merkezleri’nde toplam 1217 manevi danışman görevlidir. 2017 yılında görevli sayısı 208 iken neredeyse altı kat artarak 1217’ye ulaşmıştır16). Türkiye’de hangi alanda istihdamın 5 yılda 6 kat arttığını sormak lazım. Üstelik Diyanet’in manevi danışmanlık hizmeti çocuk ve sevgi evleri, kadın konukevleri, huzurevleri, cezaevleri, hastaneler ve rehabilitasyon merkezlerinde de mevcuttur. Hepsini düşündüğümüzde bizim çoktan “maneviyatlanmış” bir toplum olmamız gerekmiyor mu?

Sonuç Yerine

Siyasal İslamcı zihniyet kendi durduğu yere göre, Diyanetin her şeyi ve her yeri kaplamasının normal, olması gereken, doğal kabul edildiği bir ütopya yaratmaya çalışmaktadır. Bu ütopyada, toplumsal ve bireysel olayların analizinde sosyal bilimcilerin yerini din görevlileri, sosyal devlet anlayışının yerini din hizmetleri, bilimin yerini din almıştır. Manevi danışmanlık denen alan da “her yer Diyanet!” anlayışının bir taraftan yaygınlaşmasını bir taraftan da bu hegemonik tutumun görünmez kılınmasını sağlayan yumuşak bir ideolojik araçtır. Bu ütopyada din eğitimi ve din hizmeti istememe veya başka bir şeye inanma hakkıyla inanmama hakkını nasıl konumlandıracağız? Son olarak, bu ütopya varlığa geçirilmeye çalışılsa da, insanların her zaman başına gelenler üzerine düşünebilme, başka türlü davranabilme, itiraz etme ve reddetme yetilerinin olması ve çeşitli öngörülemeyen çevresel etmenlerin varlığı nedeniyle niyetlenilmeyen sonuçların da ortaya çıkabileceği gerçeğini göz ardı etmeyelim.

 

[1] https://derslerdergisi.com/manevi-danismanlik-nedir-ne-ise-yarar/

[2] Diyanet Aylık Dergi Şubat 2019, https://yayin.diyanet.gov.tr/makale/diyanet-isleri-baskanliginca-yurutulen-manevi-danismanlik-ve-rehberlik-hizmetleri/dr-bayram-demirtas-/manevi-danismanlik-ve-rehberlik/5566/174

[3] Bkz. İlknur Meşe, “Cemaatler, Laiklik ve “Çocuk Düşmanlığı”, Birikim, Sayı: 396, Nisan 2022: 42-51.

[4] Ali Karahasanoğlu, 13 Ocak 2022, https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/ali-karahasanoglu/enes-ve-dilara-ikisini-de-tartisabiliyor-muyuz-37939.html; Ali Erkan Kavaklı, 13 Ocak 2022, https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/ali-erkan-kavakli/bir-ateist-yanildigini-itiraf-etti-enes-kara-intihar-etti-37936.html; Ali Erkan Kavaklı, 20 Ocak 2022, https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/ali-erkan-kavakli/ateizm-umidi-yok-eder-intihara-surukler-islam-ebedi-hayati-mujdeler-38005.html; Abdurrahman Dilipak, 21 Ocak 2022, https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/abdurrahman-dilipak/cemaat-mi-dediniz-38013.html

[5] Dindar muhafazakâr eril çevrenin İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasına dair ürettikleri söylem repertuarlarını analiz ettiğim iki yazıma bakılabilir.  İlknur Meşe (2021). Dindar muhafazakâr eril söylemden İslami feminist söyleme: İstanbul Sözleşmesi tartışmaları ve feminizm, Birikim, sayı 381, s. 82-91 ve İstanbul Sözleşmesi’nin Kaldırılmasının Ardından!, https://www.mukavemet.org/istanbul-sozlesmesinin-kaldirilmasinin-ardindan/

[6] Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık: “Enes Kara’nın vefatından sonra onunla ilgili yapılan yorumlara bakınca açıkçası bir ‘Öykünme tetiklemesi yapar mı?’ diye endişe etmedim değil. Aileler açısından baktığımızda da tipik bir iletişimsizlik sıkıntısını görüyoruz. Pek çok şeyi tartışabiliriz ama iki şey var; birincisi çok genç bir çocuk öldü ve bir iletişim problemi olduğu düşünülüyor” https://www.gazeteduvar.com.tr/bakan-yaniktan-enes-kara-aciklamasi-tipik-iletisimsizlik-haber-1549316

[7] “Keşke çocuğum cemaatçi olsaydı. İslamiyeti kalben kabul etseydi, zaten bizim dinimiz intiharı yasaklamıştır. Çocuğum maalesef bunu kalben kabul etmemiş. Ateist arkadaşlarından etkilenmiş. Telefon bağımlılığı da vardı. Bu, şu anda maalesef bütün gençlerin sorunu.” https://www.gazeteduvar.com.tr/enes-karanin-babasi-oglumu-olume-ateist-arkadaslari-surukledi-haber-1549207, 14 Ocak Cuma 2022.

[8] “İçerinin/evin güvenli dışarının ise güvensiz olduğunu dile getiren ifadelere sıklıkla rastlamaktayız. Örneğin:

“Ateizm akıl ve mantık dışı, ölüm karşısında sunduğu reçete yok. İslam ebedi hayat müjdesi verir. Müslüman; bizi yoktan yaratıp dünyaya gönderen Allah, öldükten sonra tekrar diriltecek, iyiler cennete, kötüler cehenneme gidecek, bizi cennet bekliyor, der; hayatın bir emanet olduğunu bilir, emaneti korur, cennete gitme idealiyle iyilikler yapar.  Ateizm mantıksız, ilme aykırı, yokluk ve hiçlik vadediyor. İnanmak akıl ve bilim gereği. İslam ebedi hayatı müjdeliyor.” Ali Erkan Kavaklı (20 Ocak 2022) “Ateizm ümidi yok eder intihara sürükler; İslam ebedi hayatı müjdeler”, https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/ali-erkan-kavakli/ateizm-umidi-yok-eder-intihara-surukler-islam-ebedi-hayati-mujdeler-38005.html

[9] Okullardaki “Kur’an-ı Kerim”, “Peygamberimizin Hayatı”, “Temel Dini Bilgiler” gibi dini derslerinin tercih edilmesine dair Yeni Akit’te yazılan yazılarda, içerisi dışarısı dikotomisi yaratmak suretiyle ebeveynlere din baskısı yapıldığını görüyoruz:

“Psikoloji Bilim Uzmanı Eğitimci Yazar Adnan Kalkan: “Anne babalar mutlaka okula başvurup çocuğu için dini dersleri seçmelidir. Bu işin şakası yok. Gençlik dinden uzaklaşması sebebiyle intihara dahi sürüklenmektedir. Aileler çocuğunun başına polis koyamaz ama gönüllerine sağlam iman nakşederlerse hem çocuklarının dünyasını hem de ahiretini kurtarır. Gençlik, içine düştüğü inanç krizi ve bunalımını ancak dinini öğrenerek aşabilir. Din, psikolojik iyi oluş, öznel iyi oluş, irade ve psikolojik dayanıklılığı artıran yegâne unsurdur. Dini inancı zayıflayan insan, psikolojik, sosyolojik ve hatta psikopatolojik sorunlar yaşar. Din ve maneviyat alanında yapılan bilimsel araştırmalar, dinin insanı gerek bedensel/patolojik gerekse psikolojik anlamda faydasını kanıtlamıştır.” https://www.yeniakit.com.tr/haber/cocuklarinizin-gelecegini-heba-etmeyin-1618857.html (20 Ocak 2022)

“Prof. Dr. Halit Ertuğrul: “İnsanın sosyolojik ve psikolojik boyutunu olgunlaştıran ve dengeleyen dindir. Allah ve din duygusu alamamış, içine sindirememiş bir insan hem kendisi huzursuz olur, hem de çevreyi huzursuz eder. Böylece ailesi ve devleti için büyük bir problem haline gelir. Bu nedenle okullarımızda din dersleri okutulmalı ki bu vahim tehlikenin önüne geçilmiş olsun. Ailelere, çocuklarının dünya ve ahireti
için din derslerini seçmelerini tavsiye ederim.”  https://www.yeniakit.com.tr/haber/cocuklarinizin-gelecegini-heba-etmeyin-1618857.html (20 Ocak 2022)

[10] Tuba Kevser Şahin, Diyanet Aylık Dergi Şubat 2019, https://yayin.diyanet.gov.tr/makale/diyanet-isleri-baskanliginca-yurutulen-manevi-danismanlik-ve-rehberlik-hizmetleri/dr-bayram-demirtas-/manevi-danismanlik-ve-rehberlik/5566/174

[11] Huriye Martı, Diyanet Aylık Dergi Şubat 2019, https://yayin.diyanet.gov.tr/makale/diyanet-isleri-baskanliginca-yurutulen-manevi-danismanlik-ve-rehberlik-hizmetleri/dr-bayram-demirtas-/manevi-danismanlik-ve-rehberlik/5566/174

[12] Sadide Akbulut, Diyanet Aylık Dergi Şubat 2019, https://yayin.diyanet.gov.tr/makale/diyanet-isleri-baskanliginca-yurutulen-manevi-danismanlik-ve-rehberlik-hizmetleri/dr-bayram-demirtas-/manevi-danismanlik-ve-rehberlik/5566/174

[13] Bayram Demirtaş, Diyanet Aylık Dergi Şubat 2019, https://yayin.diyanet.gov.tr/makale/diyanet-isleri-baskanliginca-yurutulen-manevi-danismanlik-ve-rehberlik-hizmetleri/dr-bayram-demirtas-/manevi-danismanlik-ve-rehberlik/5566/174

[14] Huriye Martı, Diyanet Aylık Dergi Şubat 2019, https://yayin.diyanet.gov.tr/makale/diyanet-isleri-baskanliginca-yurutulen-manevi-danismanlik-ve-rehberlik-hizmetleri/dr-bayram-demirtas-/manevi-danismanlik-ve-rehberlik/5566/174

[15] Ali Erbaş, Diyanet Aylık Dergi Şubat 2019, https://yayin.diyanet.gov.tr/makale/diyanet-isleri-baskanliginca-yurutulen-manevi-danismanlik-ve-rehberlik-hizmetleri/dr-bayram-demirtas-/manevi-danismanlik-ve-rehberlik/5566/174

[16] Bkz. Tablo-4: Yıllara ve Görev Mekanlarına Göre Manevi Danışman Sayıları, DİB Din Hizmetleri Raporu 2022

Paylaş:

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi yazın.
You need to agree with the terms to proceed

Yarım Kalan Bir Eğitim Devriminin İzinde: Köy Enstitülerini Bugüne Taşımak
Proje okullarında Öğretmen Kıyımı Sürüyor 14-20 Nisan 2025