İngiliz Eğitimi Öğretiminde Irksal Önyargılar ve Etkileri: Ryuko Kubota ile Röportaj

Kategori : Eğitim Dünyası

Röportajı Yapanlar: Perla Villegas Torres & Diana Stukan
Çeviri: Bahar Bayar ve Nazlı Güne
r

Kubota’nın TESOL alanındaki çalışmalarına genel bir bakış

Ryuko Kubota, uygulamalı dil bilimi alanında akademisyen olarak verimli bir kariyer inşa etmiştir. Yayınlarının arasında, Race, culture, and identities in second language: Exploring critically engaged practice (Routledge, 2009) kitabının eş editörü olması da dahil, Demystifying career paths after graduate school: A guide for second language professionals in higher education (Information Age Publishing, 2012) adlı eseri bulunmaktadır. Ayrıca, Journal of Second Language Writing, Canadian Modern Language Review, Critical Inquiry in Language Studies, International Journal of Bilingualism and Bilingual Education, Modern Language Journal, TESOL Quarterly, Written Communication, and World Englishes gibi akademik dergilerde makaleler yayınlamıştır. Kubota, Amerikan Uygulamalı Dilbilim Derneği, Uluslararası Dil Çalışmaları Derneği ve TESOL Uluslararası Derneği gibi kuruluşlarda aktif olarak yer almıştır.

Geçen yıl, en bilinen fikirlerini tartışmak üzere bir röportaj gerçekleştirmek için Ryuko Kubota ile iletişime geçtik. İlk olarak, Kubota İngiliz dil eğitimi alanında çoğu yazarın uzak durmayı tercih ettiği hassas bir konuyu, ırkçılığı, ele aldıktan sonra karşılaştığı zorlu süreci paylaştı. Meksika bağlamında, Yabancı Dil olarak İngilizce (EFL) öğretiminde ana dili İngilizce olmayan kişilerin sayısında bir artış olmasından dolayı bu konuyu anadil konuşucusu olmama durumu ile ilişkilendirdik. Bu konuya olan ilgimiz, anadili İngilizce olmayan öğretmenler olarak yeterli dil yeterliliğine ve öğretmen eğitimi geçmişine sahip olmamıza rağmen bazen önemsizleştirilmiş hissetmemizden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, Ryuko Kubota’nınalanda süregelen bu problem hakkındaki görüşünü ve bunun nasıl çözülebileceğine dair önerilerini sorduk. Ek olarak, öğrencileri İngilizce öğrenmeye motive etme sorunları açısından, ülkelerin Batılılaşması konusundaki duruşunu sorguladık. Ayrıca, İngilizcenin sahipliği ve hedef kültürün öğretimiyle ilgili sorunlar hakkındaki fikirlerini sorduk.

Röportaj

Hassas bir konuya dikkat çekmek

Ryuko Kubota, TESOL alanını yıllardır etkileyen oldukça hassas bir konuya dikkat çeken sayılı yazarlardan biri: ırkçılık. İlk bakışta bu kelime duyanları huzursuz edebilir; kulağa İngiliz dili eğitimi gibi saygın bir meslekle ilişkilendirilmek için fazla sert bir kelime gibi geliyor. (Kubota, 2001; 2002). Aşağıdaki alıntıda, yazar bu hassas konuya yaklaşma motivasyonunu paylaşıyor.

Perla Villegas Torres ve Diana Stuken: Sizi İngiliz dili eğitimi alanında ırk konusunu araştırmaya iten şey neydi?

Ryuko Kubota: 2001 yılında, ABD’de yapılan bazı eğitim araştırmalarında Amerikan kültürünün nasıl yansıtıldığına bakmak adına, TESOL Quarterly (Kubota, 2001) dergisi için bir makale yayınlamıştım. Sadece ‘Öteki’ (Amerikan ve Batılı olmayan kültürler) denilen kültürlere ‘özcü anlayış’ olarak adlandırdığım yaklaşımı eleştirmekle kalmayıp, eğitim bağlamında ABD kültürünü temsil ederken kullanılan bölücü imgeleri de eleştirmenin öneminden bahsettim. Amerikan kültürünün, öğrenci, öğretmen ve sınıf imgeleri aracılığıyla, eğitim derslerinde nasıl resmedildiğini incelemenin önemli olduğunu düşündüm. Özellikle, tipik bir Amerikan kültürü imgesi açık sözlü ve mantığa dayalı bir iletişim tarzı ile öne çıkarken, Asyalı öğrenci imgesi ise çok daha pasif.

Bu ifadede görüldüğü gibi, Kubota, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki eğitim araştırmalarında Batılı olmayan kültürlerin kültürel temsilini doğru bulmamıştır. Aslında, ESL (İngilizceyi ikinci dil olarak öğrenmek) ve EFL (İngilizceyi yabancı dil olarak öğrenmek) ders kitaplarında kültürel stereotiplerin varlığı birçok çalışmada zaten vurgulanmıştır (Kumaravadivelu, 2003; Weninger & Kiss, 2013 ve diğerleri). Kubota, böyle problematik bir temsili açıklamak için ‘öteki’ kavramına atıfta bulunuyor. Murdick, Shore, Gartin ve Chitooran (2004) ‘ötekileri’, çoğunluktan çok farklı görünen, davranan veya dünyaya farklı açıdan bakan ya da hayat hakkındaki görüşlerinin kolayca anlaşılamayan insanlar olarak tanımlıyor. Ayrıca yazarlar ‘ötekilik’ algısının içinde bulunduğu toplumun bütünlüğüne istisna olarak göründüğü için reddedilmeye yol açabileceğinden bahsediyorlar. Gallaher (2001), II. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’da kurulan sosyalist rejimlerin, ‘ideal kültür’ ün yaratılmasını hızlandıracak eğitim ve sosyal kurumları nasıl dayattığını anlatıyor. Bu dayatma kavramı, Ryuko Kubota tarafından da fark edilmiştir; kültürlerin ikili bir biçimde temsil edilmesi ile ırkçılık arasındaki bağlantıyı nasıl kurduğunu açıklıyor.

Irkçılık ve ana dili İngilizce olmayan İngilizce Öğretmenleri (NNESTs)

İngiliz dili eğitimi alanınınmesleğinin dünya çapında farklı etnik köken ve milletlerden insanlardan tarafından benimsendiği gerçeğinden hareketle, Ryuko Kubota’ya ırkçılığın anadili konuşucusu olmayan İngilizce öğretmenlerinin (NNEST’lerin) performansını nasıl etkilediğini sorduk.

DS ve PV: Irkçılık NNEST’lerin performansını nasıl etkiliyor?

RK: Tabii ki, tüm NNEST’ler derisi renkli insanlar değildir, ancak ırk fikri, ana dil konuşucusu olmama ile kesişir. Örneğin, öğrencilerimiz beyaz bir NNEST ile beyaz olmayan bir NNEST’i karşılaştırdığında algıları biraz farklı olabilir. Bu durum kişisel tercihlere de bağlı olsa, birine veya diğerine karşı daha rahat hissedebilirler. Rivers ve Ross (2013), Japonya’da üniversite öğrencilerine, “Hangi tür bir ana dil konuşucusu öğretmeni tercih edersiniz?” diye sordukları bir çalışma yürüttüler. Öğrencilere beyaz, siyah ve Asya kökenli erkek ve kadın ana dil konuşucularının resimlerini gösterdiler ve öğrencilere “Bunların hepsi ana dil konuşucularıdır (NEST) ve aynı yaşta ve aynı eğitim geçmişine sahiptir” dediler. Sonuçlar, öğrencilerin ağırlıklı olarak beyaz NEST’leri tercih ettiğini ortaya koydu. Irk ve dil üzerine başka bir çalışma, Amerika Birleşik Devletleri’nde Rubin (1992) tarafından yürütüldü. Rubin, iki gruptan oluşan üniversite öğrencilerine anadili İngilizce olan biri tarafından kaydedilen aynı dersin aynı ses kaydını dinletti. Bir sınıfta, bir kadın Asyalı eğitmenin fotoğrafını gösterdi, diğer sınıfta ise beyaz bir kadın eğitmenin fotoğrafını gösterdi. Dersi dinledikten sonra, her iki gruptan da eğitmeni değerlendirmeleri istendi. Aynı sesi dinlemiş olsalar da beyaz kadın resmini gösterilen grup daha iyi dinleme becerisi ortaya koydu ve konuşanın mesleki becerilerine daha yüksek puan verdiler.

Ryuko Kubota’nın da belirttiği gibi, ırkçılık ve önyargı, bazen daha az profesyonel ve İngilizce’de daha az yetkin olarak algılandıkları için beyaz olmayan NNEST’leri etkilemektedir. Araştırmalar, bu fenomenin Meksika dil okullarında da tekrarlandığını gösteriyor (Lengeling, Mora-Pablo ve Crawford, 2014). Yöneticiler genellikle ana dil konuşucusu öğretmenleri işe almayı tercih ediyor ve öğrenciler beyaz ana dil konuşucusu öğretmenlere yönelik tercihte bulunuyor, çünkü beyaz NEST’ler dilin sahipliğini ve otoritesini temsil eden kişiler olarak algılanıyorlar. Her iki grup da aslında ana dil konuşucusu olsa da (Meksikalı Amerikalıların birçoğu çift dilli olmasına rağmen her iki durumda da İngilizceyi doğuştan öğrenmişlerdir), beyaz ana dil konuşucuları, ABD doğumlu Meksikalı Amerikalılardan daha yetkin kabul edildiğinde sorun daha da ciddi hale geliyor. Bununla birlikte ne ana dil konuşuculuğunun ne de ırkın dil yeterliliği veya uygun öğretim becerilerinin garantisi olduğu düşünebilir. Ana dil konuşuculuğu hakkındaki yaygın inançlar şüphesiz ırkçılıkla bağlantılıdır.

Ana dili İngilizce olan kişi kimdir?

Irk, ana dil konuşucusu (NEST) ve ana dil konuşucusu olmayan (NNEST) hakkındaki tüm bu tartışmalar sırasında basit bir soru ortaya çıktı: Ana dil konuşucusu kimdir?

RK: Bu cevaplaması çok zor bir soru, çünkü dilsel altyapı açısından çok fazla insan çeşitliliği var. Bu yüzden, kimin ana dil konuşucusu, kimin ana dil konuşucusu olmadığını tanımlamak zor. Faez’in (2011) Journal of Language, Identity and Education’da yayınlanan makalesini okuyabilirsiniz. Kanada’daki çeşitli etnik geçmişlere sahip İngilizce öğretmen adaylarına odaklandı ve kendilerini ana dil konuşucusu mu yoksa ana dil konuşucusu olmayan biri olarak mı gördüklerini sordu. Daha sonra, öğretmen eğitimi programındaki eğitmenlere bu aday öğretmenlerin anadil konuşucusu mu yoksa ana dil konuşucusu olmayan biri olarak mı tanımladıklarını sordu ve dil yeterliliklerini değerlendirmelerini istedi. Bu iki algı setinin her zaman örtüşmediği ortaya çıktı. Örneğin, Hindistanlı bir öğretmen kendini İngilizce ana dili konuşucusu olarak görüyordu. Ancak, eğitmenleri onu bu şekilde değerlendirmedi. Faez ırk sorunlarından bahsetmemiş olsa da bu durum, aynı ses kaydını dinleyen iki farklı öğrenci grubuyla yapılan deneyde görüldüğü gibi, ters dilsel stereotiplerle ilgilidir (Rubin, 1992). Yani, görsel girdi aslında insanların ana dil konuşuculuğunu veya ana dil konuşucusu olmadığını algılamalarını tetikler. Bu, öğrencilerimizle ve meslektaşlarımızla da ele almamız gereken bir konudur.

Bu alıntı, gerçekte bu sorunun göründüğü kadar kolay olmadığını fark etmemizi sağladı. Kubota, bu karışıklığı göstermek için Faez’in (2011) çalışmasını ortaya sürüyor. Kişinin kendi algısı ile başkalarının, birinin ana dili konuşucusu ya da ana dili konuşucusu olmayan biri olduğuna dair algılarının her zaman örtüşmediğini ifade ediyor. Dahası, fiziksel görünüşümüz de ayrıca ana dili konuşuculuğu ya da ana dili konuşucusu olmama durumu üzerinde önemli bir rol oynar. Kubota, ırkı İngiliz dili eğitiminde ciddi bir sorun olarak görüyor ve öğrencilerimiz ve meslektaşlarımızla tartışmamız gerektiğine inanıyor. Peki, dil öğretiminde ırk ve ırksal konularla ilgili önyargıları ortadan kaldırmak için bize ne yapmamızı öneriyor? Tavsiyelerini aşağıdaki bölümde bulabilirsiniz.

Irkçılık sorunlarına ilişkin dil öğretimini nasıl geliştirebiliriz?

Kubota, araştırmasının İngiliz dili eğitimindeki i beyazlık ve ana dil konuşuculuğu arasındaki ilişkinin stereotipini ortadan kaldırmaya yardımcı olabilecek bazı teorik ve pratik çıkarımlarından bahsediyor.

RK: Bu konular üzerine araştırmalarımızı yapmaya devam etmeliyiz, ama bence en önemli şey, araştırma sonuçlarımızı öğretmenlere, yöneticilere, ebeveynlere ve öğrencilere aktarmak. Eğitim verdiğimiz öğrencilerle ilgili olarak, sınıf içinde farkındalıklarını artırmaya çabalayabiliriz. Yöneticiler ve diğer meslektaşlarımıza gelince ise onlar genelde araştırma dergilerimizi okumazlar. Peki, araştırma bulgularımızı onlara nasıl yayabiliriz? Bence daha fazla kamuya açık bilimsel çalışmaya katılmalıyız- yani genel okuyucu kitlesine yazmak ve onlarla diyalog kurmaya çalışmak ve tüm bu konuları anlaşılır bir şekilde tartışmak. Teorik çerçeveleri ve bazen çok soyut kavramları kullanma eğilimindeyiz, ancak insanlar gerçekten bu soyut terimleri ve kavramları anlamıyor. Bence fikirlerimizi genel kitlenin anlayabileceği şekilde iletmeliyiz. Ebeveynler kilit oyunculardır. Çocuklarını beyazlık ve ana dil konuşuculuğu hakkında etkiliyorlar. Ve çocuklarını bu okullara göndermek için ücret ödeyenler onlar. Eğer onlar beyaz ana dil konuşucuları talep ederlerse, yöneticiler bunu yapmak zorunda hissederler. Bu yüzden kesinlikle bu insanlarla konuşmamız gerekiyor.

Bu alıntıda Kubotanın önerdiği asıl nokta, fikirlerimizi aktarmak ve araştırmalarımızı okul yöneticileri, öğretmenler, öğrenciler ve ebeveynler dahil olmak üzere genel kitlenin anlayabileceği şekilde açıklamak. Özellikle ebeveynleri vurguluyor çünkü kurumlar onların ihtiyaçlarına göre hareket ediyor ve çocuklarının dil eğitimiyle ilgili ebeveynlerin taleplerini yerine getirmeye çalışıyor.

Sıradaki alıntıda, Kubota, İngilizce öğretmenlerinin öğrencilerinin ırk ve ana dil konuşuculuğu konusunda farkındalıklarını artırmak için uygulayabilecekleri bazı pratik fikirler öneriyor:

RK: Farklı fikirlere açık olmalıyız ve sürekli olarak kendi fikir ve pratiklerimiz üzerine düşünmeliyiz. Ayrıca teoriği ve pratiği birleştirmeye çalışmalıyız. Dil öğretmenleri olarak, öğrencilerin keyif aldığı eğlenceli aktiviteler düşünmeli ve aynı zamanda bu zor sorunları ele almalıyız. Bunu yapmak için yaptığımız şey sıkıcı bir ders olmamalı, hatta tersine keyif verici bir şey olabilir. Toplumdaki ırksal ve dilsel olarak çeşitli grupları belirleyebilir ve hangi dilleri kullandıkları veya hangi kültürel pratikleri sürdüklerini inceleyebilirsiniz. En yakındaki topluluktan konuk konuşmacılar da davet edebilirsiniz. Ayrıca öğrencilerinizi farklı bir ülke ya da şehirdeki farklı bir okuldaki öğrencilerle bağ ve iletişim kurmaları için teknolojiden yararlanabilirsiniz. Dolayısıyla, bence ilk olarak farkındalık geliştirmeye başlamamız ve kendi fikirlerimiz ve pratiklerimiz üzerinde sürekli olarak düşünmemiz ve fikirlerimizi çeşitli kaynakları kullanarak öğrencilerle iş birliği içinde uygulamaya koymamız gerekiyor.

Ne durumdayız?

Röportajı sonlandırmak için Kubota’ya İngiliz dili eğitimi alanında ırkçılık ve ana dil konuşulucuğu konularında genel bir ilerleme görüp görmediğini sorduk

RK: Bence, çok yavaş da olsa, bazı profesyoneller bu konuların farkına vardı. Karar veren kişiler olduklarında, kimi işe alacaklarına dair bilinçli olacaklardır. Ama bu süreçler çok yavaş ilerliyor ve bazen aksilikler meydana geliyor. Bu yüzden, kendimize bu sürecin uzun vadeli bir proje olduğunu hatırlatmamız ve diğerlerine de bu konuların önemini hatırlatmamız gerektiğini düşünüyorum.

Dolayısıyla, yukarıdaki alıntı Kubota’nın bazı gelişmeler gördüğünü gösteriyor. Ama, geri adım atmamak için bu konu üzerinde çalışmaya devam etmeli ve sürekli diğer insanlara bu sorunlardan bahsetmeliyiz. Biz de kişisel olarak mesleğimizde bazı gelişmeleri görebiliyoruz. Meksika’daki dil okullarında daha fazla yöneticinin, İngilizce Öğretmeni pozisyonu için adaylarından öğretmen eğitimi kurslarını tamamlamış olmalarını talep ettiklerini fark ettik. Ama yine de çoğu hala ana dili İngilizce olanları tercih ediyor ve bu da sorunumuzun henüz çözülmediği anlamına geliyor.

Sonuç

Bu makalede, şu anda Kanada’daki British Columbia Üniversitesi’nde profesör-araştırmacı olarak görev yapan Dr. Ryuko Kubota ile yapılan röportajı tartıştık. Görüşmemiz, TESOL alanındaki ırkçılık ve ana dili konuşuculuğu ve ana dili konuşucusu olmayanlarla ilgili önyargılar sorunlarına odaklandı. Kubota tarafından vurgulanan temel konulardan bazıları kurumsal ırkçılık ve ülkelerin Batılılaşmasıdır. Eğitim kurumlarında, genellikle anadili İngilizce olan öğretmenler yöneticiler, öğrenciler ve ebeveynler tarafından tercih edilmektedir. Bu durum, ana dili İngilizce olmayan İngilizce öğretmenlerinin (NNESTs) kariyer gelişimlerini etkilemektedir; çünkü dil bilgilerinin yeterli olması ve ileri düzeyde pedagojik eğitimlerine rağmen daha az profesyonel olarak algılanıyorlar. Batılılaşma, kültür, kimlik ve dile olan bakış açılarında Batılı değerleri teşvik eden İngilizcenin hakimiyetinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu “kendi kendini sömürgeleştirmeyi” önlemek için öğretmenler, İngilizce dili ve anadili İngilizce olan kişilere ilişkin kavramları yeniden oluşturmaktan sorumludur.

İngiliz dili eğitimi alanındaki ırkçılık konusuna gelince, ana dil konuşuculuğu ve beyazlık ile kurulan ilişki ön plana çıkar. Bu stereotipi ortadan kaldırmak için, Kubota İngilizce derslerinde kültürlerin, insanların ve dillerin çeşitliliğini ele alan etkileşimli aktivitelerin uygulanmasını öneriyor. Ayrıca, Kubota dil eğitimini önemli bir ölçüde etkileyen bu sorunlu konulara karşı farkındalığı arttırmak için araştırmalarımızı genel kitlenin erişebileceği bir şekilde aktarmamız gerektiğine inanıyor.
Sonuç olarak, yukarıda tartışılan sorulara verilebilecek genel ve doğru bir cevap yok. Ama, dil eğitimindeki ırkçılığın var olduğundan eminiz ve TESOL’daki bu durumu düzeltmek için sıkıca çalışmaya devam etmeliyiz. Sadece öğretmenler, yöneticiler, öğrenciler ve onların ailelerinde farkındalık inşa etmek bir değişim yaratabilir.

Bu röportaj https://www.mextesol.net/journal/index.php?page=journal&id_article=5693 adlı adreste yayınlanan röportajdan çevrilmiştir.

Paylaş:

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu alanı doldurun
Bu alanı doldurun
Lütfen geçerli bir e-posta adresi yazın.
Devam etmek için şartları kabul etmelisiniz

Üniversite Öğrencilerinin Sosyal Medya Kullanım Alışkanlıkları Akademik Başarılarını Olumsuz Etkiliyor
Cumhuriyetçi Eğitim Açısından Öğretim Birliği İlkesi Nedir?