Giriş
Ülkemizde eğitim politikalarının bilimsellikten ve evrensellikten bu kadar uzaklaştığı bir dönemde, Türk dili ve edebiyatı derslerinin içeriğinin evrim konusuyla ilgisinden bahsetmek bile çoğu kişi için dehşet verici bir olgu olarak karşılanabilir. Nitekim evrim konusu, 2009 yılının Haziran ayında ülkemizin en önemli bilimsel kuruluşu kabul edilen TÜBİTAK tarafından yayınlanan, Bilim ve Teknik dergisinin kapağında “Bugünün Sorunlarını Anlamak İçin 150 Yıllık Kılavuz Evrim Teorisi” başlığıyla ele alınırken günümüzde ise “milli değerlerimize aykırı” bir görüş olarak hedef tahtasına konulmaktadır. Geldiğimiz noktada, bilimsel düşünceden uzak olan bu duruşun ekonomiden toplumsal sağlığa ve eğitime kadar olan birçok alanda yıkıcı sonucuyla karşı karşıyayız. Dolayısıyla bu gerici duruşun eğitim dünyasında yarattığı tahribatı göstermenin ve toplumsal dinamikleri bu gerici duruşa karşı bilimsel verilerle uyarmanın zorunluluk olarak önümüze çıktığını belirtelim. Bu bağlamda evrim teorisinin ortaöğretim ders kitaplarından kaldırılmasının, sadece biyoloji dersi gibi evrim teorisini temel alması gereken dersler için değil; Türk dili ve edebiyatı gibi, ortaöğretim öğrencilerinin entelektüel dünyasını doğrudan şekillendiren, temel bir ders için de yıkıcı bir eylem olduğu gerçeğini vurgulamamız gerekir.
Türk Dili ve Edebiyatı Dersinin Evrim Teorisiyle Ne İlgisi Var?
Türk dili ve edebiyatı dersi için Milli Eğitim Bakanlığının belirlediği 9. 10. 11. ve 12. sınıflardaki öğretim programında; edebiyat toplum ilişkisi, edebiyat din ilişkisi ve edebiyat tarih ilişkisi gibi edebiyatı kapsayan genel konulara yer verilir. Bu genel konular, öğrencilerin edebiyat tarihine bütünsel ve disiplinlerarası bir yöntemle bakmasına olanak hazırlar. Örneğin; 10. sınıf Türk dili ve edebiyatı dersinin müfredatında, divân şiiri ve dini tasavvufi halk şiiri gibi İslâmiyet’i farklı açılardan yorumlayan şiir anlayışlarına yer verilmiştir. Bu farklı anlayışların oluşumunu öğrencilere bütünsel bir açıdan aktarabilmek için öncelikle din ve edebiyat ilişkisini genel yönleriyle ele almak çok önemlidir. Böylece öğrenciler, çok daha geniş bir bakış açısıyla farklı dini anlayış etrafında şekillenen bu şiirlerin arasındaki bağlantıları ya da farklılıkları kolayca görebilirler. Üstelik din ve edebiyat ilişkisinin sadece Türk edebiyatına özgün olmadığını, dünya tarihinde de edebiyat din ilişkisinin önemli bir olgu olarak öne çıktığını da fark ederler. Buna benzer olarak, farklı edebi akımların içeriğinin ve neden/nasıl ortaya çıktığının öğrenciler tarafından bütünsel olarak algılanabilmesi için ilgili düzeylerde okutulan edebiyat-tarih ve edebiyat-toplum ilişkisi gibi metinlerin çok önemli olduğunu vurgulamak gerekir. Fakat bu konulardan çok daha önemli olanı; ortaöğretim düzeyindeki bir öğrencinin dilin ve edebiyatın ortaya çıkışını, gelişimini ve doğasını daha iyi anlayabilmesi ve okuduğu metinleri tarihsel/toplumsal bir bakış açısıyla daha kolay kavrayabilmesi için evrim konusuna dair olan ön bilgisinin oluşturulmasıdır. Özellikle ortaöğretim düzeyindeki öğrencilerin; dil/edebiyat ve evrim ilişkisi gibi çok temel bir konuyu öğrenmeden bu alanlara yönelik olarak bilimsel ve sağlam bir temel oluşturması beklenemez.
Evrim Teorisinin Öğretilmesinin Dil ve Edebiyat Derslerine Katkısı Nedir?
Dil, edebiyat derslerinin temel konusudur. 2024 yılında MEB’in Türk Dili ve Edebiyatı dersi için yayınladığı öğretim programında da dilin evrensel ve yerel boyutlarının ele alınarak öğrencilerin edebî eserler aracılığıyla düşünce ve duygu zenginliğinin kazandırılmasının hedeflendiği ve programın da bu amaçla da öğrencilerin bütüncül bir şekilde gelişmelerine olanak tanıyacak ve derinlemesine öğrenmeyi teşvik edecek şekilde tasarlandığı ifade edilmiştir.(1) Dilin evrensel ve yerel boyutlarını ele almak için öncelikle dilin doğasına ve dilin ortaya çıkışına dair olan düşünceleri çok boyutlu bir şekilde ele almak gerektiği açıktır. Dilin gelişiminin insandaki beyin gelişimiyle ve diğer fizyolojik gelişmelerle olan ilişkisine yani evrimsel yolculuğuna değinmeden evrensel ve yerel boyutları da anlaşılamaz. Örneğin; iletişim ve dil arasındaki farklılık dilin bu evrimsel gelişimindeki aşamalarından kaynaklanmaktadır.(2) Dilde, bir kelimenin içinde barındırdığı onlarca göndergesel anlam varken; insan dışındaki diğer canlıların uyarı amaçlı çıkardığı (yani sadece iletişimsel yönüyle sınırlı kalan) bir sesin, kokunun ya da hareketin tek boyutlu kaldığının anlaşılması için arka planda mutlaka evrimsel bilgiye ihtiyaç vardır. Bu doğrultuda dil ve düşünce arasındaki bağlantının ve diyalektik ilişkinin doğal yapısı da çok daha iyi anlaşılacak ve dil kullanımının neden önemli olduğu konusu insanın tarihsel süreciyle de daha kapsamlı bir biçimde ele alınabilecektir.
Edebiyat dersleri için dilin doğasını anlamanın yanında, edebi metinlerin temeli olan anlatının doğasını da anlamak çok önemlidir. Anlatı neden vardır? İnsanlığın hangi ihtiyaçlarından doğmuş ve insanlığın evrimsel gelişimine neler katmıştır? Max Planck Enstitüsü Evrimsel Antropoloji Bölümünün başkanlığını da yapmış olan Michael Tomasello, insanların en etkileyici bilişsel başarılarının nedenini birbirleriyle olan etkileşimine bağlar. (3) İnsanlar arasındaki bu etkileşimleri sağlayan en önemli araç ise anlatılardır. Anlatılar deneyimlerin aktarılmasını sağlar. Deneyime karakterini veren şey, anlatı yoluyla bir nesilden bir nesile aktarılmasıdır.(4) Dolayısıyla aslında anlatılar; insanı insan yapan, insanın dünyayı ve kendi varlığını kavramasını/sorgulamasını sağlayan en temel yapılardır. Sigmund Freud’un ve Carl Jung’un anlatılara evrimsel çizgide bakarak insan psikolojisine ve toplumsal düşünüşe dair çığır açan kuramlar geliştirmelerinin asıl sebebi de budur. İşte anlatıların bir bütün olarak sahip olduğu bu özel gücü göstermek edebiyat öğretmenlerinin en önemli görevlerinden biridir. Böylece öğrenciler; özellikle ortaöğrenimden başlayarak mitolojilerin, şiirlerin, masalların, öykülerin, romanların ve tüm anlatıların sadece bir “kurmaca” olmadığını aslında insanlık tarihinin hafızasını barındıran en önemli ögelerden biri olduğunu kolayca kavrayabilirler. Ayrıca evrim ve edebiyat ilişkisini vurgulamak anlatıların sosyolojik ve felsefi açılardan da önemini ortaya çıkaracaktır. Örneğin, mitolojik eserler ele alınırken bir nüfusun büyüklüğü ile bu nüfusta yer alan tanrı türleri arasında ya da toplumların siyasi gelişmişliği ile ahlak kurallarını daha ayrıntılı bir şekilde koyan tanrılar arasında anlamlı bir ilişki olduğu (5) ancak evrimsel bir bakış açısıyla öğrencilere kazandırılabilir.
Yüzeysel olarak değindiğimiz bu örnekler çoğaltılabilir, ama bunların yanında Darvin’in 1859’da yazdığı Türlerin Kökeni ismiyle bilinen çalışmasının edebiyat kuramcılarını ve yazarları da derinden etkilediği ve yeni edebiyat kuramlarının bu çığır açıcı etkiden uzak kalmadığını da özellikle belirtmek gerekir. Dolayısıyla ortaöğrenim çağındaki öğrencilerin edebiyat akımlarının gelişimlerini bütünsel bir bakış açısıyla görebilmesi için edebiyat/dil ve evrim konusunun birlikte ele alınması önemli bir gerekliliktir.
Evrim Teorisinin Türk Dili ve Edebiyatı Dersleri İçin Önemi Nedir?
Evrim’in anlamı, TDK’nın Güncel Türkçe Sözlük internet sitesinde; “zaman içinde birdenbire olmayan, kesintisiz, niteliksel ve niceliksel gelişme süreci” olarak geçmektedir. Bu bağlamda bakıldığında, birçok nesne ya da kavramın evriminden bahsedilebilir. Örneğin, yazının evriminden ya da Türk edebiyatının evriminden bahsedilebilir; fakat ortaöğretim Türk dili ve edebiyatı ders kitaplarında “evrim” sözcüğünün kullanımından özellikle kaçınılmaktadır. (6) Öncelikle; “evrim” gibi çok yönlü kullanılabilecek bir kelimeye karşı olan böyle “bilinçli” bir sansürün ne kadar anlamsız olduğunun altını çizmek gerekiyor. İkinci olarak, yukarıda da göstermeye çalıştığımız gibi, evrim teorisine değinmeden anlatılan bir edebiyat dersi birçok açıdan eksik kalacaktır. Örneğin; 10. sınıf Türk dili ve edebiyatı dersinin en önemli konularından birisi de destanlardır. Dünya edebiyatından ve Türk edebiyatından farklı destan örneklerinin işlendiği bu derslerde öğrenciler, sadece destan türünün gelişimi hakkında bilgi almakla kalmazlar; aynı zamanda Gılgamış Destanı’ndan ve Homeros destanlarından başlayarak uygarlık tarihi hakkında da önemli kazanımlar elde ederler. Bu kazanımların derinleştirilebilmesi ve öğrencilerin entelektüel gelişimlerine katkı sağlaması için öğrencilerin evrimin temel dinamiklerini biliyor olması beklenir. Aksi takdirde öğrenciler, okudukları destanların uygarlık tarihindeki yerini doğru öğrenemeyecek ve bu destan metinlerini doğru bir şekilde anlamlandıramayacaklardır. Bu önermeyi daha açık bir şekilde anlatabilmek için Türk destanlarından biri olan Oğuz Kağan destanlarından yola çıkabiliriz. Türklerin İslâmiyet’i kabulünden önce yazılan Uygur harfli Oğuz Kağan Destanı’nda; Oğuz Kağan ava kargı, yay, ok, kılıç ve kalkanla gitmektedir. Bu silahlanma sırası bile, insanlığın uygarlık tarihine, aslında insanın evrimsel sürecine yönelik bir göndermedir. Oğuz Kağan’ın ilk mücadelesi de aslında doğaya yöneliktir ki bu da avcılığa dayanan bir toplumsal sistemin göstergesidir. Doğadan gelen canavarın yapısını anlamak için aklını kullanan Oğuz Kağan; önce geyiği öldürüp ağaca bağlar, ardından ayıyı öldürüp ağaca bağlar ve canavarın gelip bunları yemesini bekler. En sonunda da kendisi ağacın kenarında durur ve canavarı öldürür. Ölen canavarın bağırsaklarını da bir doğan yer. Oğuz Kağan bütün bu eylemlerden sonra, canavarın geyiği ve ayıyı yediğini ama demirden yapılan kargısının onu öldürdüğünü; canavarın bağırsaklarını yiyen ala doğanı da bakırdan olduğu için yayının ve okunun öldürdüğünü söyler. Mehmet Aça’nın bu destanla ilgili olarak yazdığı makalesinde de belirttiği gibi; Oğuz Kağan, bu sözleriyle donanımlı gelişmiş bir insan hâline geldiğini ve yaşadığı ortamı kendi ihtiyaç ve çıkarları doğrultusunda biçimlendirebilecek durumda olduğunu ifade etmiştir; yani “uygarlaştırılan” bir kişilikten çok, kendi çabalarıyla “uygarlaşan” bir kişiliğe sahiptir. (7) Yani destan kahramanın kendisi insanlığın evrimsel tarihine bir vurgu yapmaktadır. Dolayısıyla, öğrencilerin de destanı incelerken, tüm sürecin farkında olması ve her ne kadar mitoloji, efsane, destan, masal gibi anlatılar kurmacaya dayansa da bu kurmacaların kendi içinde insanlık tarihine çeşitli sembollerle ya da kullanılan ifadelerle bir gönderme yaptığını bilmesi beklenir. Kaldı ki sadece destanlarda değil Türk halk edebiyatındaki birçok edebi üründe insan evrimine dair ifadeler göze çarpar. (8) Dolayısıyla ortaöğretim düzeyindeki öğrencilerin bu metinleri yorumlayabilmesi ve bu metinleri tarihsel bir perspektifte doğru konumlandırabilmesi için evrim teorisine dair genel bir bilgiye sahip olması gerekir.
Bir önceki bölümde bahsettiğimiz gibi, Darvin’in 1859 yılında yazdığı Türlerin Kökeni isimli çığır açan eseri dünya edebiyatını derinden etkilediği gibi Türk edebiyatını da derinden etkilemiştir. Nitekim Türk edebiyatının modernleşme döneminde en önemli isimlerinden biri olan Ahmet Mithat Efendi, Dağarcık ismiyle çıkardığı dergisinde Lamarck’ın ve Darvin’in evrim teorileri ile ilgili görüşlerine yer vermiştir.(9) Ahmet Mithat gibi Baha Tevfik, Suphi Ethem, Asaf Nef’i, Ethem Nejdet gibi dönemin birçok aydını evrim üzerine makaleler yazmışlardır. Üstelik sadece makalelerle sınırlı kalınmamış, merkezinde evrim teorisinin olduğu Goriller İçinde, Tekâmül ve Maymun’un Defteri gibi birçok edebi eser de yazılmıştır.(10) Fakat bu eserlerden ve Türk edebiyatının evrim teorisinden nasıl etkilendiğinden, üniversitelerin Türk dili ve edebiyatı bölümünden ya da Türk dili ve edebiyatı öğretmenliği bölümünden mezun olan birçok öğretmen, akademisyen ya da araştırmacı habersizdir. Hâlbuki bu dönem, sadece Türk edebiyatını değil; Türkiye Cumhuriyeti’ni kuracak kadroların düşünsel dünyasını da derinden etkilemiştir. Dolayısıyla evrim teorisinin etkisinden söz edilmezse, öğrencilerin hem Türk edebiyatına dair hem de Türk düşünsel tarihine dair de bilgilerinin eksik kalacağı açıktır.
Sonuç Yerine
Evrim Ağacı’nın kurucusu ve bir biliminsanı olan Çağrı Mert Bakırcı’nın da belirttiği gibi “evrim bir doğa yasasıdır, bizim onu anlamamızdan bağımsız olarak vardır, işler ve canlıları değiştirir.”(11) Bu gerçekliğe yüz çevirip “millî değerler” adı altında gözlerimizi kapatırsak bilimsellikten de evrensel bilgilerden de ve nihayetinde evrensel değerlerden de uzaklaşırız. Hatta daha da kötüsü, kendi gerçekliğimizden de uzaklaşırız; çünkü yukarıda da göstermeye çalıştığım gibi evrim teorisini görmezden gelerek verilen Türk dili ve edebiyatı eğitimi, yeni nesillerin kendi dilinin ve edebiyatının gerçeklerinden de uzak kalmasına neden olacaktır.
[1] Ortaöğretim Türk Dili ve Edebiyatı Dersi Öğretim Programı (Hazırlık 9,10,11 ve 12. Sınıflar) Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli 2024. s.5., erişim tarihi:29.12.2024 https://tymm.meb.gov.tr/upload/program/2024programturh9101112Onayli.pdf
[2] Bu konudaki kapsamlı bir çalışma için bakınız: Ramachandran, V.S. (2022). Öykücü Beyin. 2. Baskı, (Çev.Ayşe Cankız Çevik). İstanbul: Alfa Yayınları. ss.220-225.
[3] Tomasello, M. (1999). The Cultural Origins of Human Cognition. Cambridge, Mass: Harvard University Press.
[4] Byung-Chul Han. (2024). Anlatının Krizi. (Çev: Murat Erşen). İstanbul: Ketebe Yayınları.
[5] Torrey, E.F. (2020). Beynin Evrimi ve Tanrıların Ortaya Çıkışı. 4.Baskı. (Çev: Erkan Aktaş). İstanbul:Paloma Yayınları.
[6] MEB’in 28.12.2023 tarih ve 118 kurul kararı ile 2024-2025 öğretim yılından itibaren beş yıl ders kitabı olarak kabul ettiği ve Beşgen Yayıncılık tarafından basılan 10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı ders kitabında evrim sözcüğü bir kez bile kullanılmamıştır.
[7] Aça, M. (2019). “Oğuz Kağan ve Arı Haan Destanları Uygarlaşma Süreci Açısından Nasıl Okunabilir?” Milli Folklor. S.82. ss. 59-75.
[8] Bu konuda ayrıntılı bilgi için bakınız: Uysal, Y. (2022). Türk Halk Edebiyatı Ürünlerinde İnsan Evrimi. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü.
[9] Bu konuda daha fazla bilgi için bakınız: https://evrimagaci.org/osmanlida-evrim-ahmet-mithat-efendi-osmanli-devletinde-evrimi-nasil-anlatti-8726?srsltid=AfmBOooGHRcJ_uLMSvFgRKUzNYCxdYlqnHQbq2spg_Pj4w1IyCGJfcGv Erişim Tarihi: 01.01.2025
[10] 2021 yılında Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümünde Zeynep Nur Şimşek tarafından yazılan “Fesli Maymunlar: Son Dönem Osmanlı’dan Erken Cumhuriyet’e Evrim Edebiyatı ve Edebiyatın Evrimi (1894-1934) isimli tez bu konudaki en önemli çalışmadır.
11] https://evrimagaci.org/evrim-yasasi-evrim-teorisi-evrimsel-biyoloji-arasindaki-farklar-nelerdir-5552?srsltid=AfmBOooo2L42WjCwfyP0Bmsy2NUeHBUaEVNjS2i-VuX1-NX4q35d_goW Erişim Tarihi: 04.01.2025























