Peter Sayer: Çocukları “Daha Fazla” ve “Daha Erken” İngilizceye Maruz Bırakmak Daha İyi İngilizce Öğrenmelerini Sağlar mı?

Kategori : Eğitim Dünyası

İngilizcenin küresel piyasalardaki egemenliğini güçlendirmesi ile birlikte, gelişmekte olan ülkeler, bu piyasalarda rekabetçi kalabilmek adına vatandaşlarının İngilizce yeterlilik seviyelerini artırma ihtiyacı ile karşı karşıya kalmıştır. Bu ihtiyaç, başta güneydoğu Asya, Güney Amerika ve Ortadoğu’nun çeşitli bölgelerinde olmak üzere birçok ülkenin temel eğitimde İngilizce dil öğretimi (PELT) programları aracılığı ile devlet okullarında İngilizce öğretimini arttırmasına yol açmıştır. Bu girişimler, çocukların dili daha genç yaşta ve temel eğitimleri boyunca daha uzun bir süre öğrenmeye başlamaları için İngilizceyi K-12 müfredatına entegre eden “Daha Fazla ve Daha Erken” yaklaşımını benimsemektedir. Eğitim programlarını neoliberal politikalar paralelinde şekillendirmeye çalışan hükümetler, ülkelerinin eğitim sistemlerini “modernleştirmek” ve “uluslararasılaştırmak” için eski dönemlerde uyguladıkları “elit ikidillilik” projelerini terk edip “makroedinim” politikalarını benimsemeye, daha fazla öğrencinin İngilizcede genel bir yeterliğe erişimini hedeflemeye başlamışlardır. Bu makalede Meksika’da temel eğitim düzeyinde uygulanmaya başlanan “daha fazla ve daha erken” İngilizce yaklaşımı irdelenmektedir.
Bu politika yürürlüğe sokulmadan önce, Meksika’da, ülke genelindeki devlet okullarında İngilizce öğretimi oldukça sınırlıyken, özel okullarda tam teşekküllü verilen bu eğitim, yine ülke genelindeki özel okulların kendilerini “çift-dilli” olarak markalaştırmasına olanak tanımaktaydı. Devlet okulları ve özel okullar arasındaki bu ikilik, mevcut sosyal eşitsizlikleri derinleştirerek, Meksika’daki sınıf ayrımını pekiştirmekteydi. “Daha fazla ve daha erken” politikasıyla amaçlanan ülke düzeyinde temel eğitimde kapsamlı İngilizce öğretimi, İngilizce yeterliliğindeki sınıf ayrımının ortadan kaldırılarak bütün vatandaşlara eşit düzeyde hak ve özgürlük vadeden makro düzeyde dil edinimini benimsemektedir. Benzer durumdaki diğer ülkelerde olduğu gibi, Meksika’da da bu geçişin temellerinde görünüşte bir kalkınma hareketi yatmaktadır.
Bu geçişin temelinde yatan gerekçe genellikle “modernizasyon” ve “uluslararasılaşma” terimleriyle ifade edilse de, serbest piyasaya katkı sağlaması ve küresel rekabette öngörülen etkisi, bu geçişin neoliberal politikaları temel alan yapısını gözler önüne sermektedir. Meksika’nın K-9 aralığındaki devlet okullarında ülke çapında yürüttüğü “Daha fazla ve daha erken” politikası, neoliberalizmin temel eğitime olan etkisinin diğer gelişmekte olan ülkelere de benzetilebilecek bir örneğidir.
Uygulanmaya başlanan bu yeni politika, halk arasındaki yabancı dile “daha fazla” ve “daha erken” yaşta erişimin daha iyi dil öğrenilmesini sağlayacağına yönelik inançtan yola çıkmaktadır. Benzeri bir inanç lise ya da üniversitede yoğunlaştırılmış şekilde bir iki yıl dil öğrenenlerin de iyi düzeyde dil öğrendiklerine yöneliktir. Çocukların dili “sünger gibi” çektiği ve doğal yeteneklerinden bu şekilde yararlanılması gerektiği de bir başka yaygın görüştür.
Burada dikkat çekmemiz gereken nokta şudur ki ikinci dil ediniminde haftada iki üç saat okul ortamında yabancı dile maruz kalmak ile doğal ortamında ana dil ediniminin birbirinden tamamen farklı olduğudur. Şu ana kadar dil öğrenimi üzerine yapılan araştırmalar okul ortamında çocukların dil öğrenmeye daha erken yaşta başlamasının daha iyi dil edinimini sağladığına dair kanıt sunamamıştır. Meksika’daki gibi 5 yaşından itibaren haftada 2.5 saatlik yabancı dil öğretiminin uzun vadede iyi bir dil edinime yol açıp açmayacağı soru işaretidir. Bu nedenle kaynakları kısıtlı olan ülkelerde devlet okullarında erken yaşta İngilizce öğretimine başlamak teoride olumlu bir adım gibi görünse de getirisinin minimal olacağı düşünüldüğünde tartışmalıdır.
Öte yandan eğitime yönelik politikalar nadiren bilimsel araştırma sonuçlarına dayanır. Meksika’da erken yaşta İngilizce öğretimi politikası da küresel bir dil olan İngilizceye dair yaratılan popüler “ihtiyaç” söylemine yanıt vermektedir. Pennycook’a (2007) göre İngilizce’nin pek çok uluslararası ortamda “hayati” olduğu algısı, İngilizce’nin küresel topluma “tam katılım” için içsel olarak iyi, yararlı ve hatta şart olduğu inancına dayanır.
Peki ya bir Milli Eğitim Bakanlığı’nın çocuklara erken yaşta İngilizce öğretme politikası ile şirket çıkarlarının ya da neoliberalizmin ne ilgisi var? Park ve Wee (2012) küresel İngilizcenin, bağlantılı politikaların ve İngilizce öğretimi endüstrisinin bir piyasa oluşturduğunu ve dil sermayesi edinilmesine yönelik çalıştığını belirtmişlerdir. Bourdieu’nun terimleriyle söyleyecek olursak bu dil sermayesi, kolayca ekonomik ve maddi ürünlere dönüşebilir. Zira İngilizce bilmenin “kapıları açtığı”na dair de yaygın bir inanış vardır.
Bu politika, Meksika’da 2009 yılında Milli Eğitim Bakanlığı (SEP) tarafından başlatılmış olup, anaokulundan başlayarak 10 yıl boyunca yoğun bir şekilde CEFR A0’dan B1 seviyesine kadar toplamda 1060 saat verilecek yoğun bir programı beraberinde getirmiştir. Ülke genelinde 17 milyonun üzerinde öğrenciyle buluşturulacak olan program, 98.000 yeni İngilizce Öğretmeninin işe alınıp eğitilmesi ve ülke düzeyinde İngiliz dili eğitiminin çağdaşlaştırılması gibi kapsamlı değişiklikleri mevzuat gereği icbar etmektedir.
Devlet okulları ve özel okullar arasındaki eğitim eşitsizliklerini azaltmak, bilgi kaynaklarına erişimi demokratikleştirmek ve öğrencileri giderek küreselleşen dünyaya hazırlamak gibi pek çok farklı türde amaç güden bu program, temelinde politik uyumsuzluklar yatan muhtelif zorluklarla karşılaşmıştır. Nitelikli öğretmen eksikliği, öğretmenlerin, sendikalı meslektaşlarından çok daha düşük maaşlar ve iş güvencesiyle çalışması, ekipman ve fon eksikliği programın karşılaştığı zorluklardan yalnızca birkaçıdır. Bu zorluklar karşısında program ülke genelinde tutarlı bir şekilde uygulanamamış ve sosyal sınıflar arasındaki eşitsizlik varlığını sürdürmüştür.
Bu zorluklar Meksika’ya özgü değildir. Küresel piyasalarda İngilizcenin kritik rolünü kabul eden Güney Amerika’daki ve Ortadoğu’daki çeşitli ülkeler, genel yeterlilik seviyelerini yükseltmeyi hedefleyerek, İngilizceyi kamu eğitiminde daha erken aşamalarda tanıtmak için politikalar benimsemiştir. Bu ülkelerde de tıpkı Meksika’daki gibi İngilizce yeterliliği geleneksel olarak özel eğitim veya uluslararası deneyimler için ödeme yapabilen sosyal ve ekonomik elitlerle ilişkilendirilmiştir ve sonucunda toplumda İngilizce yeterliliğini yaygınlaştırması amaçlanan benzer küreselleşme politikalarına gidilmiştir. Benzer küreselleşme endişeleri görülebildiği ve nüfuslarının İngilizce yeterliliklerini artırmak için PELT aracılığı ile benzer politikalar uygulamakta olan bu ülkelerden biri olan Türkiye’de de Meksika’dakine benzer bir durum söz konusudur. Devlet okullarında yeterli fonlama ve temel kaynaklardan yoksun olan bu ülkelerdeki devlet okulları, Meksika’dakine benzer bir durumu gözler önüne sermektedir.
PELT programlarının yaygınlaşması, 1980lerden bu yana ortaya çıkan çeşitli küresel trendleri yansıtmaktadır. Bu trendler ilk ortaya çıkmaya başladığından beri, küresel çapta dil eğitimi politikalarında belirgin değişimlere sebebiyet vermişlerdir. Dünya çapında pek çok ülkenin İngilizceye doğru kayması ve İngilizceyi müfredatlarına daha erken dahil etmeleri sonucunda gerçekleşen bu değişimlerdeki ortak nokta, dil öğrenimine daha genç yaşta başlamanın ve maruziyeti artırmanın daha büyük bir yeterlilik sağlayacağı inancıdır. Ancak, minimal maruziyet ve politik dengesizliklerden kaynaklanan tutarsız öğretim kalitesiyle karakterize edilen bağlamlarda, ki bu bağlamlar söz konusu ülkelerdeki devlet okullarında oldukça yaygındır, erken ikinci dil öğretiminin faydalarını destekleyen ampirik kanıtlara ulaşılamamıştır.
Meksika’da PELT programı, Reforma Integral de la Educación Básica olarak bilinen daha geniş bir eğitim reformunun parçasıdır. Bu reform, eğitim sistemini işgücü piyasası talepleriyle uyumlu hale getirmeyi, zorunlu eğitimi daha kapsamlı kılmayı, müfredatı yetkinlikler etrafında yeniden yapılandırmayı ve dijital okuryazarlık ve İngilizce yeterliliği gibi becerileri kazandırmayı -ki bu iki madde 1990lardan beri vadedilmiştir- sonucunda ise bu kazanımları ülke geneline yaygınlaştırmayı amaçlamaktadır. Girişim, kısmen Meksika’nın eğitim performansının uluslararası değerlendirmelerine bir yanıt olarak, küresel perdeden rekabet edebilmek için insan sermayesini geliştirme ihtiyacını karşılamak amacıyla öne sürülmüştür.
Devlet okullarında İngilizce öğretiminin daha kapsamlı hale getirilmesinin değerli dil kaynaklarına erişimi demokratikleştirebileceğini,  ancak başarılı olunabilmesi için diğer eğitim öncelikleri pahasına eğitimde neoliberal gündemleri güçlendirilmesi gerektiği savunulmaktadır. “Daha fazla ve daha erken” yaklaşımını benimseyen başka ülkelerin PELT programlarının uygulanmasında yaygın olan bu görüşe göre, ülke düzeyinde kalkınma gözetilebilmesi için ülkedeki PELT programının gündemi, ekonomik sonuçları bütünsel eğitim gelişiminin üzerinde tutan, politik açıdan makul piyasa odaklı yaklaşımlarla sınırlandırılmalıdır. Eşitsizliklerin devam etmesine sebep olan bu görüştür ki, Meksika’nın pek çok bölgesinde PELT programı tutarlı bir şekilde uygulanamamakta, program ülke genelinde dil edinimini değil eşitsizliği pekiştirmektedir. Bu sınırlayıcı politikalar sonucunda yalnızca İngilizce öğretimi değil, Meksika’ya dair kültür elementleri de tutarsızlaştırılmıştır. Sıkışık müfredatta yer açılması adına Meksika tarihi gibi derslerden kesilip, yerine Meksika’nın tarih boyunca “sürtüşmeler” yaşamış olduğu sınır komşusu olan Gringoların (Amerikalılar) dili olan İngilizcenin konulması, bu eğitim hareketinin neoliberal ajandası dışındaki özneleri dışlamasının bir başka örneğidir.
PELT programlarının uygulanmasındaki zorluklar ve eğitim eşitliği ile neoliberal hedefler arasındaki gerilimler, dil eğitiminde daha kapsayıcı bir politika güdülmesindeki güçlükleri ortaya koymaktadır. Tarafların, bu politikaların ve sonucunda doğan reformların ekonomik amaçlara hizmet etmekle kalmayıp, erişimi, eşitliği ve anlamlı eğitim sonuçlarını teşvik etmelerini sağlamak adına daha eleştirel bir perdeden bakmaları gerekmektedir. Çünkü nihayetinde bu programların başarısı, tutarlı uygulanabildikleri bazı bölgelerdeki İngilizce yeterliliğini belli alanlarda artırma kabiliyetlerine değil, giderek birbirine bağlı bir dünyada bireylerin ve toplumların kapsamlı gelişimine katkıda bulunma potansiyellerine bağlıdır. Takip ettiği politikaların dogmasından çıkamadığı takdirde İngilizce öğretimindeki bu girişim, temelinde her bireye eşit haklar tanımayı ve eğitime erişimdeki sınıf engellerini kaldırmayı amaçlasa dahi tutarsız uygulama sonucunda hedeflenen başarıyı sağlayamayacaktır.
Sonuç: Temel eğitimde İngilizce dil öğretimi programlarındaki küresel artış, insan sermayesinin geliştirilmesini ve küresel rekabetçiliği vurgulayan neoliberal ideolojiler tarafından yönlendirilen dil eğitimi politikalarında önemli bir değişimi temsil etmektedir. Elit iki dillilikten, yaygın İngilizce yeterliliğini hedefleyen modellere geçiş yaparak, Meksika ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler, küresel ekonomideki konumlarını iyileştirmeye çalışan gelişmekte olan ülkeler arasındaki daha geniş bir eğilimi yansıtmaktadır. Bu girişimler, İngilizceye erişimi demokratikleştirme ve daha büyük ekonomik fırsatlar yaratma potansiyeline sahip olsa dahi, kaynak tahsisi, eğitim eşitliği ve kültürel hususlarla ilgili zorlukları da beraberinde getirir. Politikacıların ve karar sahibi eğitimcilerin, bu programların yalnızca ekonomik hedefleri değil, aynı zamanda bütünsel eğitim gelişimini ve sosyal eşitliği de ilerletmelerini sağlamak için programları eleştirel bir şekilde değerlendirmeleri ve daha kapsamlı ve düşünceli bir şekilde uygulamaları zorunludur.

 

Bu makale, Peter Sayer’in “More & Earlier”: Neoliberalism and Primary English Education in Mexican Public
Schools” (2015) adlı akademik makalesinden Ahmet Şadan Kutay Kendirli tarafından özetlenerek uyarlanmıştır.

Paylaş:
Etiketler : dersler dergisi, ikinci dil eğitimi, İngilizce Eğitimi, Meksika'da yabancı dil eğitimi, Pater Sayer, PELT, Yabancı Dil Eğitimi, Yabancı Dil Eğitiminde Neoliberal Politikalar

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi yazın.
You need to agree with the terms to proceed

Sorun Atlayarak Sorun Çözmek
Henry Giroux: Eleştirel Eğitimcilerin Gözünden Okullar Neden Başarısız?